Kaset 175
21/10/1962 98dk. (Düzenlenmemiş Metin)
Ahlak mevzuu üzerinde devam etmekte.Mevzu
başlıca iki esasa ayrılmıştı;birine
vazifeden doğan ahlak,diğerine aşkdan doğan ahlak tesmiye etmiştik.Vazifeden
doğan ahlakın menbaı akıl,aşkdan doğan ahlakın menşei,annesi kalp .Gerek
akıl,vazife,aşk,kalp bunlar manayı insaniye ait birer vasıf olması hasebiyle
mevzuun asıl rüknü insan mefhumu üzerinde ve zor olan kısmı da bu.İnsan.Hemen
her konuşmada tekrar ettiğim gibi insan suret itibariyle nihayet elli, altmış
,seksen,yüz kiloluk bir varlık.Nihayet iki metre uzunluğunda bir çukura,çukurun
istiab edebileceği bir tecelliye mazhar olmuş fakat onun bir vicdan ı kibriyası
var bir manayı ihtivası var ki kainatı muhit.Şimdi bu iki vecheye sahib olan bu
varlık nasıl tarif edilebilir?Tabiatıyle beşeri takatle hakkıyla tarif
edilemez.Kudret,bizi bize vermiş de ve “kendinizi arayın” diye bizi bu aleme
sevketmiştir.Bu aleme gelmekten gaye, herkes kendisini aramak
içündür.Acayip.”Kendimizi aramaya mı geldik?” evet kendimizi aramaya geldik.
Herkesin ilk vazifesi ve son vazifesi kendisini taharri,kendisini
aramaktır.Bilecek,bulacak,olacaktır.Fakat ki faide ki kıylu kal ile dedi kodu
ile hasedle ,kinle,buğz ile adavetle ,riya ile gadapla ,şehvetle ömür tükenir
göçer geçer mahrum olarak gider.Bunlardan ahlak putesinde kesafetini letafete
inkılab ettirenler ,zulmetini nura çevirenler nihayet kâm alırlar
bilirler,bulurlar,olurlar asıllarına rücu ederler.Bu günkü konuşacağımız
mevzuun neticesi bu.Bu aleme yüklü olaraktan gelmişiz her fert,hepimiz.Dünya denilen
o ibtila alemi ,gelmesinde gitmesinde ihtiyarımız olmayan bu sahne i şuhud o
kadar bir darüs sürur değildir.Burada insanın ya elemi vardır yahut emeli
vardır yahut ikisi birden vardır.Düşünecek olursan kendi kendine “evet”
dersin.Şu dakka da bir an içün düşün ya elemin var,ya emelin var.Ya bişeyi
istiyorsun,yahut bir istirabla kıvranıyorsun.Bunu hepsi de netice itibariyle
bir elemdir.Senin bir çok saadet diye tavsiye etmiş olduğun şeylerin perdesini
kaldıracak olursan eğer aşk ve iman çerçevesi dahilinde değilse bir ciyfe bir
istirabtan başka bir şey değildir.Kudret, öyle Kudret’tir ki insanı yirmi sene
evvel bir hadisenin karşısında kahkahayla güldürür,aynı hadiseyi yirmi sene
sonra önüne diker hüngür hüngür ağlattırır.İşte bunlar tarihi alemde insanoğlunun
başından gelmiş geçmiştir.İnsanın kalbi,havatırdan hali
değildir.Hatırdan,hatıralardan elinde değil boyuna bir akıntı var ,yirmidört
saat zarfında kaç bin şey hatırından hutur eder acaba tesbit edebilir misin?
Kudret onun da sana imkanını vermemiştir.Bir sel akar ki hariçte görmüş olduğun
sele nehre benzemez.Öyle bir akıntı vardır ki iklimi vücudunde o havatır nehri
aktığı vakitte onu şöyle bir kovayla önleyebilir miyim bir set çekeyim ona
imkan mı var? Ne mümkün. O bir saniyede hatırından hutur eden şeyi kudretinle
sen kendin tesbit edemezsin.O kadar da acizsindir fakat icabında gaflet gelir
semayı deler gibi bakarsın,yeri ezer gibi basarsın neticede uyursun der.Değil
mi? Uyudun mu ,bütün davan bâtıl kardeşim.Ne kadar varlık davan varsa,kendi
kendine azametin,kibrin,nutfetin,benliğin hepsi birden uyuyunca çürüdü.Hiç bir
tanesi kalmadı çünkü uyudun zalimle mazlum bir olur uyku ilen. Hakimle mahkum
bir olur uyku ile.Uyuduğun vakitte,ilmin şuurun, aklın ,debdeben,
tantanan,cehlin nen varsa heyet i umumisi alınır.O halde o her an senden alınıp
verilen bir şeydir demek ki senin malın değildir eldeki varlık ariyettir
müstear alınır,her şey fanidir tabi biter tükenir o halde niye benlik yarışına
çıkıyorsun Kudret’le.Nihayet “yer,adamı yer.”Anlatabiliyo muyuz acaba?Dava
ortada.Aksini isbat etmek kudretin varsa isbat et.Kaldır beşeriyetten aczi
.Kudret, her ne tecellisi zahir olmuşsa senin iklimi vücudunda onun birer
misalini vermiştir ki bocalamayasın diye.Binaenaleyh, gelmemizde gitmemizde
ihtiyarımız yok.Bu bizim konuşmamızın sofrasının ekmeğidir.Bunu her konuşmada
tekrar ederiz ve işitenler yaysınlar söylesinler diye.Çünkü insanlar
acayiptir.Züğürtlük, insanı maneviyata sevkeder o makbul değil.İnsan sinni
ilerler,kudret gider,gözündeki nur azalır,pazusundaki kuvvet eksilir,cebindeki
servet tükenir ondan sonra boynu bükülür bu makbul değil.Kudret elindeyken
,kuvvet yanındayken buna karşı idrak ı tam ile yaşar da havatırının nene
yordun,insanın kalbi havatırdan bir an hali değil.Havatır da ya şerr i maht
olur ya hayr ı maht our.Ahlak, şerri mahtı,hayr ı mahta tebdil eder ki insan
neticede selamet i fıtriyeyle gelmiştir yine gidişinde selamet i fıtriyeye
sahib olsun diyerekten.Dert bu.Şerr i maht olduğu vakitte beşeriyet
inler,kimsenin kimseden emniyeti kalmaz,itimad kalmaz.Aile teşkilatı soğuk bir
cehennem veyahut tahammülü gayet güç
sıcak bir cehennem hali olur.Cemiyetlerde herkes bir birine gülümsemesi ,hoş
biçimde durması ca’lidir,sahtedir.Netice itibariyle mafevt bir kudrete tabi
olmaktan kendisini gani tutar.Mafevt bir kudrete tabi olmaktan kendisini gani
tutunca insan derhal zulme elini uzatır,aciz kalınca kuvvete yapışır,kuvvete
yapışınca beşeriyet inim inim inler.İstediği kadar teali etsin,istediği kadar
terakki etsin.Viran kalp yapamıyor ya faydası yoktur o
tealinin,terakkinin.Gönül alamıyor ya,insanlığın kalbine sürur sokamıyor ya
semaya çıkacakmış,nereye çıkarsa çıksın,isterse arşa çıksın.Evet büyük kitabta
onu söylüyor.”Beşeriyet bir gün semada gezecek” diyor.Daha, bu günkü fennin
bulmuş olduğu şeyler ,gayet basit şeylerdir ondan daha çok büyük şeyler olacak
diyor.Daha büyük şeyler olacak.Büyük kitabın vermiş olduğu haberlerde,mesela
dünyada ne kadar,en yüksek dağ nedir irtifaı? Biliyorsunuz hepiniz
okumuşsunuzdur ilk mektebte bile okutuyorlar.Şu iritada bir dağ.O dağın
irtifaından daha yüksek gemi yapılacak.Bunun haberi vardır.Bütün semavatta
insanlar irtibat teşkil edecek.Bunu beyanı vardır.Fakat bu değildir
hüner.Bunlar,adi terakkidir.
--/-
-2-
Tabip, insanı muayene ederken idrarına bakar,kan
tahlili yapar ne bileyim nabzına bakar,rontgenini çıkartır,kazuratına bakar
nihayet bir teşhis kor.Anlatamıyo muyum?Bir de tabib i ruh vardır.Tabib i mana
vardır onlara cevasis i kulub denir.O da insanın kalbinin içersindeki ,gönlünün
içersindeki ilahi kudretteki bağına bakar.Hastalığın,ahlak üzerindeki
düşkünlüğün derecesi neresi ise orada acaba hangi ilaçla bu insan tedavi
edilebilir? Edilir mi edilmez mi? Müzmin midir,gidici midir,bulaşık mıdır ?
Manevi rahatsızlığın sirayeti bilir misiniz,maddi veba sirayetine benzemez.Onu
bir iğneylen netice itibariyle belki önleyebilirsin ama beriki öyle kuvvetli
sirayet eder ki bir an içersinde bütün dünyaya birden geçer.Haberin olmadan
gönlünün içersindeki manayı adamın çalarlar.Haberin olmadan, insan gezerken bu gün kaskatı bir insan
olabilirsin.Belki böyleleri de içinizde yahut gezdiğiniz,gördüğünüz ahbabınızda
tesadüf ettiğiniz olabilir.”Yahu filan adam ne kadar güzel bir adamdı birden
bire değişmiş zavallı kim bilir hangi mana rahatsızlığına birden bire uğradı da
sirayet etti,kalbinin içersindeki o büyük mana ben istiskal kabul etmem hem
bedava geleyim hem de sen bu şekilde karanlıkta beni bırakırsın dedi çıktı
gitti de zavallı bir vaziyete düştü”Böyledir bu.Geçen konuşmada söylediğim
gibi,beşeriyet bir vakit etrafındaki karanlığı izale içün odun parçasının
ışığıyla yapardı.Çıralı bir ağacı alır yakar zulmetin izalesine çalışır.Terakki
etti nihayet yağ ,fitilli yağlan,mumlan nihayet petrollen nihayet havagazıylan
nihayet bu gün gördüğümüz şu elektrikle ki bu gün bir gün gelecek bu gördüğümüz nihayet belki
bir odun parçasının ışığı gibi kalacak beşeriyet o kadar teali terakki
edecek.Maddi terakki,manasını bilmem.Güzel.Şu dört duvarı bununlan
ışıklandırdın burda oturuyorsun fakat kendi iklim i vücudundaki sarayının
odasını kalb denilen o muazzam beytini acaba hangi numara ışıklan
ışıklandırıyorsun? Kanaatıma göre galiba hiç ışık yok.Olsa bir birimize
sarılırız.Orda ışık olduğu dakikadan itibaren ben kendimi sende sen kendini
bende görürsün.Ben kendimi sende müşahade ettiğim vakitte sana hain bir nazarla
bakabilir miyim?Sen kendini bende gördüğün vakitte ,kendini benimle müşahade
ettiğin vakitte bana fenalık yapabilir misin?Sen, ben.Ben,sen olurum.Hepimiz
birleştiğimiz vakitte O oluruz.Nihayet netice ne olur? Artık herkesin irfanı
verir o neticeyi.Onu da ben söyleyecek değilim ya.Acaba anlatamıyo
muyum?İnsan,ebediyet ve neş’’et i saniyye imaniyle,o aşk ile yaşamadıkça felaha
kavuşamaz.Olmaz.Ne demek bu? Kendi iç alemine doğru nazar eder de henüz bab ı
Kudret’e taalluk eden kısımda fen,felsefe,ilm i suri mahdut bir sahaya
gelmiştir.Erbab ı hakikat kapalıdır mesbuttur.Anlatabiliyo muyum acaba?O kapı
daha henüz açılmamıştır.İstikabal ise,onun halleri ise namütenahiye gider.Bu
zulmeti izale edebilecek tek bir nur vardır.O nura “nur u mâna”
derler.Kudret’in pek benimseyerek beşeriyete ücretsiz külfetsiz minnetsiz
tarafından göndermiş olduğu hazreti insanlarda bulunan o manayı
küllidir.Anlatabiliyor muyum?Buna bir misal vereyim size çok eski
konuşmalarımda vermişimdir.Beynelmilel bizim bir adamımız vardır İbn i Sina
feysel e tıbba .Dünyaya kendisini kabul ettirmiş hâla tıbta kanunları var.Günü
yapılır.Medeniyetini taklid ettiğimiz saha,ismi anıldığı vakitte oranın ilim
adamları kalkar hürmetle yarı beline kadar eğilir.Her sahada tekamül etmiş bir
adam.Bunun bir yahudi talebesi var.Yahudi başka, musevi başka.Tabirime dikkat
edin.İkisini birleştirirler,ayrı ayrıdır
onlar.Zeki,kabiliyetli,azimli,çalışkan.Dokuz sene okutmuş bunu ama o dokuz sene
bizim şimdiki okuyuş tarzımızla nisbeten doksan sene gibi.Mesela dizinin
dibinden ayrılmıyor.Hali istirahatte,hali mesaide herhangi bir şeyde daima not
ediyor,soruyor ayrılmıyor.Günlerden bir gün İbn i Sina hastalanmış.O da yanında
yatıyor aynı hücrede.Nıfs ül leyl de uyanmış seslenmiş; bana demiş şu karşıki
şadravan akıyor böyle oradan bir bardak su getirirsen iyi olacağım gibime geliyor.İstiyor.Çünkü bir
emir vardır,belki o o gün o emri biliyor.Şüphesiz ki bilir.Ve onu
keşfediyor.Nedir o? Beşeriyetin Fahri Ebedi’si der ki; hastalıklardan bazı
hastalık vardır ki ilacı, o hastanın kuvvetle iştihası olan maddeye
gizlenmiştir.Ama sen bunu işittin de öyle amel etme.Onun ehlini bulacaksın öyle
vereceksin.Yanlış bişey yaparsın geçer gidersin.İnsan söylemeye de bazı şeyi
korkar.Anlatabildim mi acaba?O ayrı bir iş.O kendi doktor,belli ki bu emri gözü
önünde tuttu.Birisini muayene etti “hah bu buraya uyuyor” dedi.O ayrı. Kar da
yağıyormuş,soğuk.Demiş ,efendim siz rahatsızsınız,ben de bu havada şimdi bu
sıcak yataktan kalkarsam karşıki pınara gidersem,şadravana gidersem zatürre
olmam kuvvetle muhtemel.Testide su var ordan susuzluğunuzu gidereyim.Onun da
neşesini bozmamış,çünkü yine bir emir vardır.”Muhatabının seviyesine göre
konuş”Bazı insan, onu ille şöyle yapmak,yapma kardeşim.Kabiliyeti ne kadar alıyorsa
o kadar konuş.”Muhatabının seviyesine göre konuş.” Hah.Peki ver bir parça
demiş.Buna,burayı söylemekte maksadım.Cümleyi bozdum söyleyemedim.Bunu
söylemekten maksadım,İbn i Sina öyle takrirler,öyle fikirler ,öyle
düsturlar,öyle kanunlar va’z edermiş ki o talebe,o yahudi çocuğu hayran olur
“efendim siz nübüvvetinizi ilan etseniz kim size iman etmez, kim itiraz
edebilir bu ilmin bu varlığın karşısında?” o da gülermiş.Neyse,tekrar yatmışlar
ara yerden bir saat geçmiş o karşıki şadravanda herkes kalkmış dumanlar çıkıyor
abdest alıyorlar.Yine seslenmiş bak demiş senden su istediğim karşıki çeşmenin
sıraylan çeşmenin önüne bak insanları görüyor musun? Evet .Bunlar nıfs ül leyl
den sonra harim-i ismetlerinin koyunlarından çıkmışlar,gelmişler burada yalnız bir
bardak doldurmak değil ,kollarını sıvamış,bacaklarını sıvamış şakır şakır
dumanları çıkaraktan yıkanıyor,bunlar yüzünü görmediği ,sözün edasındaki tonu
işitmediği bir habere gönül vererekten bu işi yapıyorlar,ben sana dokuz sene
emek verdim demiş
--/-
-3-
ve bu gün ben ölürsem benim yerime sen
daimsin,benden sonra ben oldun.Ben sana dokuz sene emek verdim fakat ki faide
şu karşıki sudan yarım saaat evvel sana bir bardak su getittiremedim.Bak, yüzü
görülmeden,sözündeki an işitilmeden görüyo musun demiş ne şekildeki bir habere
gönül vererkten insanları toplamış buna nübüvvet kuvveti derler arkadaş ikide
birde bana şunu ilan etsene deme o maddi kuvvet ,o cah kuvveti, o masa kuvveti
,o saltanat kuvveti püftür yeldir gelir geçer.Fakat bu kuvvetin tarifi olmaz.Bu
böyle asarından anlaşılır.Buna gönül işi derler.anlatabiliyor muyum? Bu gönül
işi.Demek oluyor ki,insanın kalbi mevzuu topluyorum.Yoruldunuz galiba değil mi?
Kalbi havatırdan hali değil.Ne dedik;insanın içinde öyle bir nehir öyle bir sel
akar ki bir saniyede akanını sen zaptına muktedir değilsin.Öyle bir şey.Bu ,ya
hayr ı mahdır,doğrudan doğruya bu hatırı havatır hayırdır veya şerri
mahdır.Bunun ikisi de insan içün mümkün olan .Şimdi,senin iklim i
vücudunde,manandaki havatırı hayrı mahsa inkılab ettirecek müessesenin adına ne
derler? Ahlak derler.Anlatabiliyor muyum acaba?Ahlakın tarifini yaparken.
Ahlak.Bu da ya aşkdan doğuyor,ya akıldan doğuyor.Makbul olanı yani üstün olanı
aşkdan doğan.Tabi burdaki aşk,her hafta konuştuğum gibi romanda okunan aşk
manasına değil,romanda okunan aşk değil.ahlakın tarif etmiş olduğu aşk,romanda
okunan aşk değil.Suret elbisesinden çıkacaksın.Suret elbisesinden
çıkaracaksın.Beşeriyet libasından soyunacaksın,iç alemine gireceksin,o alemde
yıkandıktan sonra sende bir zevk hasıl olacak,o zevkte “kimim” diye sual
soracaksın.Anlatabiliyor muyum? Evvela suret elbisesini çıkarmadan ,beşeriyyet
libasından soyunmadan ,iç alemine dalmadan,o hamamda kirini yıkanmadan,o aşkta
giyinmenin imkanı yoktur.Hani ben elimi kolumu sallarım da adam ben de
giyerim.Yook kardeşim.Gayet zor bişey.O vakit soracaksın kendi kendine “ben
kimim” diyeceksin. Çünkü insan makam ı nefsde kaldığı müddetçe ehli kalp
olamaz.Ehli kalp olmadıkça da aşka kadem basamaz.Kalıbın kulu olmak
başka,kalbin yavrusu olmak başka.Bu sahaya girecek “ben kimim” diyecek.”Nerden
geldim” diyecek,”ne içün getirildim” diyecek,”nereye götürüleceğim” diyecek ve
bunların cevabını da gönlünden alacak.Deden böyle yaşardı.Muhasebe i nefs ile
yaşardı,imdadı senden benden şundan bundan nihayet fani olan şeylerden medet
ummaz mesela bazı insan canım der terkettim di ama ne yapayım o kadar musibet
isabet etti ki bu musibeti izale edebilmek içün şu vücudumu tahrib
etmişti,kalbim bozulmuştu,nihayet çocuğumu doktora götürmüştüm,çocuğun asabının
bozukluğunda doktor bana sordu sen çok müskirat kullandın mı hayatta?
Kullandım.Çocuğun belası senden geçmiştir.Bu bana tesir etmiştir.Ben bunu üç
senedir bırakmıştım amma bu günkü hadiselerde de isabet eden,benim hisseme olan
bir takım şeylere dayanamadım tekrar başladım.Neyse bir,kendi kendimi
aldattım.Kardeşim buradan alacağın kuvvet,imandan alacağın kuvvetten daha mı
kavidir?Anlatamıyo muyum?Daha mı kavi? Neden ondan istimdat etmedin de ondan
istimdad ettin?Aklı nâra inkılab ettiren bir şeyden medet umuyorsun da aklını
nura inkılab ettiren bir şeyden niçin istimdad etmiyorsun? Bu kapıyı açan
kapının adına aşkdan doğan ahlak derler.Oraya girdi mi mevcudad onun nazarında
harf halinde kalır,harf.Neden? Yükü iman çeker de ondan.Bu alemde yükü ben..bir
insan yüklü gelmiştir,yükü niye çekiyor?Konuşmaya başlarken öyle
demiştim.Herkes yüklü gelmiştir.Saadete kavuşayım diye çeker.Saadete
kavuşmak.Saadete kavuşmak.Saadet neylen olabilir,kavuşulabilir?Onun geçen hafta
konuşmasını yaptım ama bazı kimseler anlayamamışlar.Evet biraz da ben
anlatamadım.Kabahat bende.O geldi galiba cümlenin anlatış tarzını beceremedim
ben.İnsan,kendi manayı enfüsisinde vücud u ruhisiyle başbaşa kaldığı zaman .O
ne demek? Evet hemen hemen her konuşmada misal olaraktan anlatayım diye
çırpındığım gibi yine tekrar edeyim.Eski konuşmalarımda görmediğim arkadaşlar
var.Onun içün tekrar ediyorum.Bu gömlek,bu tenimin,bu beyaz şey, bu tenimin
camisi, gömleği.tenimle münasebeti var,temas ediyor değil mi? Fakat bunun,
benim tenimden haberi var mı?Yok.Tenimden haberi var mı bunun?Haberi olsa,
bağırırım şimdi bak Hayy diyorum.anlatamıyo muyum?Haberi yok bunun.Tenimden
haberi yok.Şimdi bu ten de benim canımın gömleğidir.Bu tenimin de canımdan
haberi yok.anlatabildim mi acaba?Bu tenimin,benim canımdan haberi yok.İnsan,bu
ten vücudunun haricindeki asıl vücuduyle başbaşa kaldığı zaman ,onlan
ekseriyetle ne vakit kalırsın başbaşa bilir misin?Musibet isabet edince.Gel
şunlan bir de ferah vaktinde kal bakalım tadını gör .Onla kalıyor adam
ama,büyük felaketlerde .Ne benlik kalır ne senlik kalır,öyle bir boyun
bükülür,burun sızlar derhal.İşte o kendi iç aleminde ruhunun muadına döndüğün
vakit,o ruhunun muadına dönüş, mebdeine vusül iman ile olur.Orada bir sabrı
tecellidi hasıl olur ki nazar ı ibretle ,nimetle nikmet ,lütufla kahır müsavi
olur.Anlatabiliyo muyum?O lütufla kahır,nimetle nikmet müsavi olunca ehli
hakikatın makam ı insaniyete çıkmış olan hazreti insanın tarifinde “mesud adam”
diye tarif edilen mesud adam budur.Neden mesuddur?Nikmetle nimet,lütufla kahır
sabrın sabrı tecellidi diyorum bir de sabrı himari vardır o değil.Anlatamıyoruz
galiba?Yine anlaşılmadı.Ama bunun daha açıkçasını bakayım bir iki konuşma sonra
misaller bulayım da halim de olursa daha iyi anlaşılır.O vakit mesud oluyor
insan.İnsan yoksa mesud olması için şu kadar paraya malik olması,bu kadar
servete malik olması ,şöyle bir caha,böyle bir rütbeye bir masaya yok.Mesud
olmak demek,yük çekmemek demektir.Kendi çekmiyo yükünü,yüklü ama yükünü başkası
taşıyor.Kim taşıyor İnsanlar mı? Hayır hayır ,öyle bir yere yükünü vurmuş ki
imanı taşıyor.Rıza hasıl oluyor, Kudret razı oluyor.
--/-
-4-
Kudret razı olunca işte o adam mesud
oluyor.Yoksa kendi kendine tecrübe et bak,şöyle olur böyle olur yine insan
hayır der parası olur yine hayır der ağzıyla demez ama hali der onun
adamın.Hâli der.Bakarsın ki çok sıkıntı içersindedir o bir sene iki sene birden
bire bir genişlik gelir o genişliğin haftasında yine kaşları çatılmış ne oldu
ya “sıkılıyorum” der.Niye sıkılıyorsun? “ben de bilmiyorum” der.Neden? Ruhunun
muadında biraz evvel birer birer tarif ettiğim devreleri ikmal edemediğinden
dolayı.Makam ı aşka çıkamadığından dolayı.O imanın neticesinde hasıl olan o
büyük sabrın vermiş olduğu nazar ı ibretle mevcudata bakıldığı vakitte nimetle
nikmetin müsavi bir şekilde tecellisinden.Bir menbada zahir olduğunu
göremeyişinden dolayıdır.anlatamıyo muyum?Ondan, yoksa başka bir şeyden
değil.Olamıyor.Yoksa o sizin hepimizin zahirde görmüş olduğu bir çok nimetler
vardır ki hakikatte nikmet de olabilir adama.Belli olmaz ki o.Her şey geçici
değil mi?Geçici olunca saadet kalır mı?Geçmeyen şey nedir?Sen Kudret’den
razı,Kudret, senden razı.Öyle der Büyük Kitap’da Mahbub ul kulüb, Mürebbi i
ukul olan Zevata Kudret sevdiğini söylerken, beyan ederken “Onlar Beni sevdiler
Ben de onları sevdim” der.”Onlar Benden razı,Ben de onlardan razıyım” Mesud
insan o insandır.Öbürkü nedir? Değil mi ki muvakkat,muvakkat olan şeyin saadeti
olmaz.İnanmayan adamda saadet olur mu?İğreti olan işte saadet tasavvur edilir
mi?Bir defa sen inanmamışsın “ben tekamül etmiş bir hayvanım” diye
yaşıyorsun.Ne ebediyet diye de bir şey yoktur kör bir tesadüfün neticesiyim
fırsat elime geçtiğinde de vururum,kırarım,yakarım keyfime bakarım”
diyorsun.Böyle insanda saadet tasavvur edilir mi? Çünkü neden vursan da yaksan
da nihayet vurulacaksın,yakılacaksın yer yiyecek seni.Nasıl vurulacan?Kendi
kendine kafanı yere koyacaksın işte koydun kafanı vurdun.Kendin koymuyo musun
kafanı, böyle vurmuyor musun yere?Onu günün birinde korlar bir tahtanın üzerine
kafa böyle gider o sert bakan semayı delen göz çevirirler böyle.Ne kadar büyük
bir ibrettir insana.Yine bu tarafa doğru yapar şrak böyle düşer vah vah hepsi
gelmiş geçmiş şeyler öyle ya hiçbir şey yok orta yerde.”Biz ne rüstemler ne sam u güstehemler görmüşüz.Sagarından ayrılıp
göçmüş ne Cemler görmüşüz.Suffa benzer çok leyali keder seyreyleyip muhsin i
leyli felaket sufi demler görmüşüz.Nevbahar hüsne mağrur olmasın canan ki biz
revnaki solmuş hezanan gonca femler görmüşüz.” Kudret öyledir azizim bir
vakit gözün etrafını tezyin eden kirpiklerden,duvar üzerinde diken yapar.Öyle
değil mi? Filanı sevdim dersin,nesini kaşını gözünü bilmem şusunu busunu beşer
zavallıdır tarife kalkar.Niye kayıtlıyorsun kardeşim nesini sevdin sen
onun?Niye aldanıyorsun? Bir gün gelir kaşı da yerinde gözü de yerinde yirdört saat yanında
tutamazsın.Burnunu tıkar odasına giremezsin ne oldu kaş da duruyor gözde
duruyor hepsi duruyor onda bir akıntı vardı kaçtı ismini koyaydın Hakperest
olurdun şimdi putperestsin.Hepsi yerinde onun.Ondan bir akıntı vardı musluğu
görüp de nehri görmeyerekten o musluktan akıyo zannediyosun fakat musluktan
akan muslukta değil ki o su,tecelli.Ampulu görüp de cereyanı görmemeye
benzer,ampulde değil cereyan gelen yer var.Bergüzar
ı yar bilmişiz etmişiz hüsn ü kabul yardan
dönülmez sitemler görmüşüz.Ta ebed tabiri bitmez söylesek bir anının,biz
bu rüya yı taayünde ne demler görmüşüz. Anlatabildim mi acaba?Gönlünde
levha yap taşı bak; Ta ebed tabiri
bitmez söylesek bir anının,biz bu rüya yı taayünde ne demler görmüşüz.Eşkimiz
mey,nale ney ahımız şem i münir var ol ey hicran şeb i senden keremler
görmüşüz.Her biri olmuş kefen eshabının iclaline ,biz cihanda semni gül olmuş
alemler görmüşüz.Kafiri aşk olayım der görse ruhullah tapar mabed i tekvinde
öyle sanemler görmüşüz.Söylenmemiş sözdür ha.Bir defa daha okuyayım da bu
da kendim için. Kafiri aşk olayım der
görse ruhullah tapar mabed i tekvinde öyle sanemler görmüşüz.Hor görme her dil
i viraneyi ey sathı nazar biz yıkık yerlerde çok bag ı iremler görmüşüz.Eşkimiz
mey diyor nale ney ahımız şem i münir .Biz içki içeriz ama nasıl içki içeriz
gözümüzün yaşından içki yapar içeriz.Musiki dinleriz ama nasıl ney
dinleriz?Nalemizdir biz kendi kendimize bir nale yaparız bize ney olur.Işık
yakmayız neden bizim elektriğe filan ihtiyacımız yok biz “aahh” dedik mi kainat
aydınlanır.bir “aah” deriz sema aydınlanır.Eşkimiz mey nale ney ahımız şem i
münir var ol ey hicran şebi senden çok keremler görmüşüz.Demek oluyor ki
insan,zübde i kainat .Dedik ya mevzuun an yerini insan teşkil ediyor.Ahlakın
tarif ettiği aşkı da söyledik.Kendi aslına doğru bir varlık aramak.Kendisinin
yalnız bir toprak cisim olmayıb bir ruh u pak olduğunu,cism i Hak olmayıb asıl
kendisi ruh u pak olduğunu idrak etti mi o adama “insan” denir.O vakit gida
arar.Nasıl insan havasız susuz ekmeksiz yaşamazsa kalıbı, kalbi de ruhu da
Allah’sız yaşayamaz.Anlatabildik mi? Netice bu. Kalıp nasıl havasız gıdasız
yaşayamazsa ruhu da Allah’sız yaşayamaz neden? Ruh serbestlik ister,ruh
hürriyet ister.O hürriyeti de insana insanlar değil allah verir.Anlatabildim mi
acaba?İnsanların vermiş olduğu hürriyet kalıp hürriyetidir o hiç,o hiç bişey
değil o.Allah verir.Seni “insan” yaptım der.”Bütün kainatı tasarruf etmek
hakkını sana verdim” der.”Sıfatlarımı sana verdim” der.”İrade sıfatımı sana
verdim sana” der. “Hiçbir mahluka vermedim” der.Yoktur hiçbir mahlukta.”Benimle
konuşma hakkını verdim” der.”Meleğe de
vermedim” der.Meleğe de vermemiştir. “Benimle konuşma hakkı verdim” Çok sever
bizi Kudret.”Sakın yüzünü benden başkasına çevirme” der.”Ben sana aşıkım” der.
“Hayranım” der.”Seciyeyi insaniyi kattiyen nefsi emmarenin semeni kaliline
satma” der.Kattiyen.
--/-
-5-
Razı olmaz.Öyle değil mi ya? Kim tarif
edebilir bana konuşmayı?Hangi ilim adamı,hangi fen adamı,hangi felsefe adamı?
Haddine mi düşmüş?Edemez ki. Nedir o konuşma bakayım?Konuşuruz da konuşmanın ne
olduğunu bilemeyiz.Daha bırak fen şu senin iki ayak üzerine durmanı tarif
edemez.Anlatamazsın bana öyle iki ayak üzerinde nasıl duruyorsun.Bunlar
bedavadır da bilirsin.Hele bir ayağın rahatsızlansın o vakit anlarsın.Şöyle iki
ayak üzerinde durmayı fennen tarif edemezsin.Rü’yet nedir rü’yet? Bir dirhem
yağ parçasına taaluk eden o rü’yet nedir? Tabibin tarif ettiği,”göz” dür rü’yet
değil ki o.Ziya akisleri filan o fiziki şeyler ben onu sormuyorum ben fiili
rü’yeti soruyorum onları bana anlatma onlar değil sorduğum.Nedir o? O intizam
ne?Bak boyna çekiyoruz.Fakat fotoğraf makinesini alırsın bir çekersin bir daha
çekersin beş tane çektin mi bir birinin üzerine karışır namütenahi çekiyorsun
da hiçbir biri birine karışmıyor. Anlatamıyo muyum?Hiç bu nakış olur mu
Nakkaş’ından hâli?Olmaz.İman, bu alemde hikmetsiz bir zerre olmadığını, her
amelin bir neticesi olacağını gösterir,Kendisine öyle bir nazarla baktırır ki
hissettirir,anlattırır, karmakarışık meselelerin üzerinde zaferyab kılar
nihayet terakki kapısını açar.O kapıdan terakki edildiği vakitte beşeriyet
huzura kavuşturabilir.Çünkü neden? Ordan ettiği vakitte bir teslimiyet verir
.Teslimiyette kalp, bütün mevcudata karşı rikkatle çarpmaya başlar.Kalp
rikkatle çarpmadıkça neyi icad edersen et senin hakkında bir canavar makinası
olur.Terakki demek,düğmeye bas da bir milyon adamı öldür demek değildir
ki.Hayat almak değil hayat vermektir.Hayat almak değil,hayatı vermek.İmha değil,ihya.Kaç
defa misal vermiştim size yine vereyim de konuşmayı burda bağlar mıyız bağlamaz
mıyız dur bakalım.Acaba saat kaç? Ooo daha da çok erken.Beşeriyetin Fahri
Ebedi’si.. dedenin gönlünde taşıdığı manaya “aptalca taşımış” diye nazar etme.Onu anlatmak istiyorum.Yani
“saf adammış,dünyayı bilmezmiş “ neyi bilmez. Amerika müzesine git Viyana’da
dedenin kurmuş olduğu,Viyana Kapısı2nda dedenin kurmuş olduğu çadırın
içersindeki halının boyu burdan karşıki taaa öbür caddeye kadar uzun böyle
asılı şeyde asılı duruyor katlı da değil de böyle. Hayretle bakıyorlar.Adi bir
misal verdim.Adi. Yirmi otuz sene evveli ,senesini tam tahmin edip
söyleyemeyeceğim. O kadar var yirmibeş
otuz sene evveli bir Alman mimar bir beynelmilel bir adam geldi Süleymaniye
Camisinde sabahleyin girdi gece yarısına kadar hesabı yapıyor,yapıyor,yapıyor,
yapıyor saçlarını çekiyor dövünüyor yapıyor, yapıyor ,yapıyor nazarı dikkatini
celbeden insanın birisi de ne oldu filan diyor.Ben diyor dünyada bir tane
adamım Kudret bana onu vermiş .Bir tek adamım.Bütün fenni usulleri tatbik
ediyorum bu kubbeyi fennen buraya tutturmanın imkanı yok bu günkü bizim
tatbiki..bu nasıl tutturmuş diyor ben bunu anlayamadım.Sana da anlattıramam
fakat gel diyor şöyle bi şey kaba bir misal vereyim.Götürüyor bak bu duvar ne
kadar ince bu ince duvarda bu siklet durmaz fakat mum gibi duruyor.Bundan
acizim.Binaenaleyh dünya yıkılsa hiçbir zerre kalmasa bunu yapan adamın
kafasından şu kadar bir kemik parçasıyla Muhammed’in cümlesinden bir cümle
kalsa “bu dünya insan devresi geçirmiştir “ demeye kâfidir.Anlatamıyo
muyum?Mesela bizim tarihimiz çok zengin.Öyle basit bir milletin tarihi gibi
değil.İlim mevzuundan zengin,fikir mevzuundan zengin kütüphanemiz yanmış
yakılmış yine bol.Belki bütün esaslar yakılmış fakat elde kalan o da yeter.O
kadar yine bol.Öyle aptal adamlar değil.Kafaları muntazam,fikir
adamları.Pazuları kuvvetli, beden adamları.Ruhları safalı,iffet
adamları.Sahaları bol,gözleri tok.Bütün memleketi vakfetmişler,vakıf vakıf
dünyanın hiçbir yerinde yok.Servetinin dörtte üçünü vakfetmiş.Bakıyorsun.Bir
yer alıyorsun bakıyorsun bilmem kimin vakfından.Onun vakfiyesini gidip
ödeyeceksin ondan sonra.O gün akçe hesabıyla yapılmış başka o günün konusuna
göre.Fatih,İstanbul’u aldı.Herkes biliyor devre kapadı devre açtı değil
mi?Yirmiüç yaşında.Şimdi yirmiüç yaşında çocuk sayılıyo insan.Çocuk gibi üüü
diye bağırıyor.Şimdi beşbin senelik bir varlık var.O vakit dünyada iki
hakimiyet var bir Bizans bir Kisra.Servet Sultanahmet Meydanına yığıldı
kovalarla arabaylan askere yirmibeşbin altın böyle büyük büyük derhal mesela
bunlar bir akıl neticesi değil mi netice itibarı ile o işi tutabilmek hemen
çıktılar dediler ki “bu memleket ilanihaye sizin elinizde kalmasını ister
misiniz?” tabi o zaferin neşesi var, o aşk var.Defalarca muhasara edilmiş
kimseye kısmet olmamış.Türk alıyor içeriye giriyor.Bişey.Ağlayarak herkes
tabi.Burayı almak için burda bir çook insanlar şehit olmuştur bunların
ruhlarını şimdi şu anda sizin yanınızda görmek ister misiniz?Tabi herkes aşk
ile “evet” O halde herkes almış olduğu o ganaimin dörtte üçünü hayra
sarfetsin.E bu bi geri kafalının sözü
olabilir mi?Bir aptal adamın sözü olabilir mi?Bir düşüncesi basit insanın sözü
olabilir mi?Pazusu yerinde bedeni yerinde kafası yerinde zafer önünde kainat
elini divan durmuş dünyanın en hasna müstesna dilara kızları karşısında her şey
önünde “paranın dörtte üçünü hayra sarfedeceksin”dendiği vakitte “baş üstüne”
diyor .Buraya sen mekteb yaptıracaksın ,buraya ben hastahane yaptıracağım,oraya
öbür tarafta ben şu hayrı yapacağım diyerekten birbiriyle dövüşen
oluyor.Anlatamıyo muyum?Demek ki muazzam bi iş.Sen yapacaksın,ben yapacağım .Bu
nerden geliyo bu iş? Ebediyete inanmasa iman denilen bir varlığa gönül vermese
o kazanmış olduğu milyonların bir kuruşunu acaba bir yere adam verebilir mi?
“Niye vereyim yahu,ne münasebet” der. Hem de şöyle bir bakar,söylerken böyle
omzunlan tüyü varsa omzundaki tüyleri bu tarafa döner.Kaşıntı başlar.Değil bir
sıcaklık olsun,halavet olsun,içinde bir halavet .Aman ne güzel akletti ben ne
yapacaktım bu serveti .
--/-
-6-
Gönlünü bir yere bağlayıp.”Evet benim bir
oğlum olacak,benim bir kızım olacak o da mânaya gönlünü verecek o da bu kanı
taşıyacak bu namütenahi benim elimde benim zevkimle benim ruhumla benim
gönlümdeki aşk ile kalacak” diyor.O milyonu götürüp veriyor.Kolay iş değildir
para ölçüsü.İnsanlar için en mühim iş para.Hazreti Ömer’in zamanında oldu bu
hadise.Bir adamı tezkiye ettirdiler.Yani bir adamın iyi olduğuna ait şahit
istediler.Tezkiye edebilir mi bu adamı?Geldi birisi tezkiye
ediyor.Şöyledir,böyledir..”nerden biliyorsun” dedi Hazreri Ömer, Kadiliği
zamanınnda,Hakimliği zamanında.”Efendim bu abiddir” Dinliyor Ömer.Eee? “Bu her
namazı imamın arkasında kılar.Hiç bir vakit cemaati de terketmez.Onun arkasında
kılar” Sonra dedi? Bunlar onun manasına ait olan hususlar .Ben sana tezkiye et
diyorum dedi.Tezkiye biliyor musun bunun hakkında bir şey,bununla para işi
yaptın mı dedi para işi? Hayır efendim.Uzun bir yolculuk yaptın mı şöyle birkaç
ay beraber gidip geldiniz mi? Hayır.Bir binada komşuluk yaptınız mı aynı çatı
altında bir komşuluğunuz var mı?Çık dışarı dedi çık.Bu üç şeyi yapmadan bir
adam iyi veya kötü bilinmez.Her gün oruç tutuyormuş,imamın arkasında her an
namazını kılıyormuş bunlar ölçü değildir.Para işi yaptın mı bir defa para? On
binler yüz binler oynadı mı bakalım bir defa tıkırında gidip geliyor mu her
şey?Öyle bir şey var mı? Yok. Ya? Uzun yolculuk? Yolda giderken kırbaçladı mı?
Âmiyane tabirle.Evde otururken pencereden tozu silkeledindi yok suyu akıttındı
bilmem neydi komşu hakkına riayet ediyo mu etmiyo mu?Öyle bir şey de yok.Çık
dışarı.Ölçü para dedik ya.Milyonlar alınmış ,kuvvet yerinde,her şey emrine
âmade öyle olduğu halde dörtte üçünü buraya ben hastahane yaptıracağım .Ben
yaptıracağım,hayır ben yaptıracağım,senden önce ben çıktım.Öteki ben mekteb
yaptıracağım,beriki ben çeşme yaptıracağım ,ben hamam yaptıracağım,temiziz biz
çünkü.Sen o Frengin temizliği yakın zamandadır. Napolyon ‘un sarayında
abdesthane yoktu.Fıçıya pislerler çöpçü alır götürürdü.Yaa. O temizlik filan
senin dedende.Hususi yıkanmalar filan onlar ayrı işler.Her sokak başında bir
sebil.Her sokakta bir hamam.Yani bundan maksadım müsteid insanlar dünyayı iyi
biliyor ve iyi kullanıyor.Dünyayı iyi kullanıyor.Bütün dünyanın en büyük
milletleri boyun kesiyor.Herifin krallığını tasdik etmeden krallık yapamıyor.O
laf değil ki bu olduktan sonra kolay iş değil bunlar.Bunlar senin tarihinde
senin için büyük bir şereftir.Amerika bu gün teali terakki etmiştir kendileri
söylerler gittiğiniz vakitte bir samimice ne yazık ki tarihimiz yok biz
me’yusuz derler.Biz bu gün bu kadar terakki etmişiz fakat sizin gibi tarihimiz
yok derler.Anlatabildim mi? Şimdi o tarihe karşı sen şöyle bir de bir gayret
göstersen bir de mânalı gayret göstermiş olsan sendeki zeka dünyanın
insanlarında yoktur bunu kabul et bir defa.Kudret senin kafana hususi dimağ
koymuştur.Fakat ah biz bir birimizi sevmiyoruz.Kudret sevdirtsin ne diyeyim?Tek
başına olmaz kafa.Kafa tek başına olmaz.Biz bir birimizi sevmiyoruz.Mesela
birimiz bir işi şuraya kadar yaptık mı o iş öbür tarafta kalır o.Onu sevmeyiz
biz .Ömür de kafi değildir hadiseleri namütenahiye götürmek seveceksin ki gelen
ordan çekecek öteki ordan çekecek,öteki ordan çekecek öyle gidcek.Sevmiyoruz
onun için böyle oluyor.Bizim kafamız gibi kafa yok.Bunu kabul edin.Bunu icad
eder Frenk kendi iki dakkada kullanırsa sana öğretir,sen yarım dakkada
kullanırsın o da ağzını açar bakar.Böyledir.Misal veriyordum,bir misal
veriyordum değil mi? Mürebbii Ukul dedim,Beşeriyetin Fahri Ebedi’si dedim.Buna neden
misal veriyordum? Nereden dedim bu şey geldi nasıl oluyor da veriyor bir
adam?Ebediyeti kabul etmedikçe fedakarlık yapamaz.Fazilete sahib
olamaz.Ca’lidir o,muvakkattir, günlüktür.Bazı insanlar ebediyeti de kabul etmez
de sahib i fazilet gibi gözükür cebr i nefs iledir “desinler” içindir,makbul
değildir.Sahib i faziletin yegane merakı “dedirtmekten” korkmaktır.Arasındaki
fark bu.Öbürkü “desinler” diyerekten muvakkat ca’li bir vaziyet gösterebilir
fakat muvakkattır,samimi değildir.Berikisindeki fazilet görülecek diye ödü
patlar,bilinecek diyerekten titrer.bildirtmek istemez. Öyledir o.Misal
veriyordum.Mesela deden bir mânaya sahib olmuş körü körüne mi olmuş?İnsan,
maddi zevklerle hiçbir zaman tatmin olamaz kardeşim.Belki içinizde gençler
vardır olur gibi gelir.Fakat tecrübe,hayatta yaşadığınız müddetçe ne kadar
büyük maddiyata sahib olsanız ki mâna da bunu emreder tabi sahib olursunuz o
ayrı bir husustur fakat insanın içersindeki gönlünde aranılan şey o
değildir.Hepsi geçer.Biraz evvel İbni Sina’yı söyledim.İbni Sina’nın felsefesi
vardır.İbni Sina riyaziyecidir,İbni Sina hakimdir,İbni Sina ne bileyim ben işte
en büyük tabip desem bir tuhaf gelir.Tıp Va’zi kanunu gibi bi adam bu sahada
fakat ölürken bilir misin neler söylemiştir?Ölürken yanındaki dostlarına “ömrü
bedava verdim gidiyorum ama fayda yok asıl çalışacağım şeye çalışamamışım.”
Halbuki inanmış,tasdik etmiş,gönül vermiş fakat perde açıldıktan sonra az
görünmüş.Anlatabiliyor muyum? Az görünmüş.Aah diyor. Onun içün bu insanlar bu
alemde biraz felaket çektikleri vakit katiyyen mütessir olmamışlar ben sizi
inanmış bir zümre diye konuşuyorum.Tabi konuşmanın şekli inananla başka türlü
olur,inanmayanla başka türlü olur ikisinin ortasında olanlan başka türlü
olur.Ben sizi mânaya gönül vermiş,geliş ve gidişteki gayeyi duymuş insanlar
diyerekten konuşuyorum da onun içün ..öyle der ki muhakkak işte görüyoruz kaç
yaşındasınız otuz bunu iki misli büyüt üç büyüt
beş büyüt sonra bu alem kapısı
kapanır “istikamet karşıki çukura” derler bu kadar.Ahlak putesinde mâna zevkinde
müstağrak kalmışsa taaffün edecek olan cesedi o çukura hubut eder mânası
,havatırı biraz evveli söylediğim gibi hayrı mahs olarak kalmışsa refik i âlaya
uruc eder.Kâm alır.
--/-
-7-
Fakat şimdi bu muamele kısmında bu alemde
hepimiz bir çok sıkıntılar çekeriz böyle kurulmuş bu pazar ve bunu bilin ki
,şöyle yere bir kibrit parçası düşürseniz ,bir kağıt parçası düşürseniz onu
alması için eğilseniz,Kudret o kadar Rahim’dir ki “Ben bunu kendime muhattab
yaptım,bu bu külfeti yaptı,eğildi bunun da filmini çekin” diyor.O eğilmenin de
bir karşılığı vardır nihayet bir kağıdı düşürdün kaldırdın şurdan değil mi
artık siz onu derece derece kendiniz üzerinizde tatbik ediniz ve öyle bir hal
gelir ki nihayet “ahh keşke biraz daha ben bu alem i şuhudda inleseydim bunlar
inlemenin karşılığıymış haa ne kadar az inlemişim biraz daha inleseydim yirmi
otuz sene muvakkat inlemeye karşı bu kadar mı ahh daha inleseydim.Emin ü nale sehergize ney nevası verir.Arif
i billaha bükâdan mey sefası gelir.Bunlar böyle kapıya gelmiş de söylenmiş
değil o safayı duymuş da söylemiş onu o.Anlatabiliyo muyum acaba?Şimdi dedenin
gönül verdiği mânanın mürebbisi olan Zat ı Âli ,size eski konuşmalarımda bunun
bir çok misallerini vermiştim de bunu da vermiştim fakat tekrar edeyim ki daha
canlansın.Buraya nerden girdim?Belki siz konuşurken kaybettiniz.Hakiki
medeniyet ,ahlak ı sâfiyye,mânayla bereber yürüyen ahlak ,ebediyetli ahlak
,selamet i fıtriyyeyi bildiren ahlak ,hayat verir.Hayat almaz.İmhaya değil
ihyâya memurdur.O ahlaka sahib olan milletin ölüsü de dirisi de nakıs olan
milletlere kemâl verir.Şimdi misal,dünyayı kesif bir zulmet perdesi kaplamıştı
o vakit ,bir zümre var yer içer yaşar ,bir zümre var fakir,zayıf inler.Bir
zümre var kavi ,bir zümre var o kaviye taptırılır.Zayıf,kaviden hakkını
alamaz.Putperestlik esas olmuş ama hangi put yanlış anlamayın kilisedeki put
değil insan putu ,aciz insana tapılıyor.Zalim taptırıyor kendisine .Böyle.Bütün
medeniyetlerde böyle o vakit.Öyle bir halki hilkaten mütefekkir doğmuş
,hilkaten mâna ile doğmuş olan insanlar daima her sabah bakıyorlar Kudret’e
hangi bir bucaktan bir ışık çıkacak nereden bir mâna parlayacak ,nereden bir
merhamet eli uzanacak.Kimse ağzını açamaz,beşeriyet inler fakat daima gözler
Kudret’in yolunda bakıyor.Hiç umulmadık bir yerde ,hiç umulmadık bir semtte,hiç
akla gelmeyen bir anda bir tecelli olmuş.Kudret bu Pazar O’nun pazarı.Burda
açar,orda açar,şurda açar.Nihayet öyle bir izahat lazım ki hem mürebbi olacak
hem muktesid olacak hem hakim olacak hem hâkim olacak anlatabiliyo muyum acaba?
Hem mürşid olacak,hem sahib i burhan olacak hem sahib i yakin olacak hem sahib
i irfan olacak hem sahib i izan olacak ve
bütün vicdanlara sürur verecek.Öyle bir Zat olacak ki onun yaptığını ne
Musa yapabilecek ne İsa yapabilecek ne sair gelmiş büyük insanlar yapabilecek
öyle bir Zat.Fakirle zenginin arasını bulabilecek havas ile avamın muvazenesini
yapabilecek,fakir zengine düşman olmayacak,dost olabilecek aharın zararına
dolmuş olan kasalar yıkılabilecek fakat hiçbir vakit herkesin hiçbir meşruu
emeği emeli kendisine ait olan varlığı elinden alınmayacak.O kazanç başkasının
sırtından çıkmışsa niçin kendin kazanmadın diye tehdid edilecek makam ı zillete
dikilecek.Anlatamıyo muyum acaba?Zira iki üç konuşma evvel söylediğim gibi
beşerin fıtratında Kudret tarafından neden bu var Kudret insan naib i Hak’dır
.Allah nasıl Malikse kendi yerine ne naib kıldığına muvakkat bir Malikiyyet
sıfatı veriyor.Beşerin tarifi böyledir.Beşer,malik bil araz memluk bizatihi
dir.İlmi tarifi bu.İnsanın ilmi tarifi budur.”Malik bil araz, memluk bizatihi”
Araziyeti itibariyle kendi kendine,araz ne demek biliyor musunuz,zat ne demek,
araz ne demek ? Şimdi bunlar birer ilim ben size nasıl anlatayım bunları?Hah
şöyle bir misallen anlatayım.Şimdi bu ceketimi kurşuni gri tasavvur edin.Bu
renk,bunun rengi arazdır.Kendisi zatdır.Bu renk,bu ceketle kaimdir.anlatabildim
mi acaba?Araz bu işte.İnsan, malik bil arazdır.Kendisine sahib değil,Kudret
onun zatıdır ona bir malikiyet vermiş arızi o kimle kaim Kudret’le kaim
Kendisine naib kılmış ya “Ben malikim ya hadi sana da müsaade ettim,araziyetin
mucibince muvakkat bir zaman için malik ol” anlatabildik mi? İlk söylediğim
yerdir burası.Dikkatle dinleyin.Zevkim var bu gün .İlmi tabiri kaybetme
.Misalde artık anlattık değil mi misal.Mesela şu koyu kahverengi bu madenin
üzerindeki renk, araz.Madenin kendisi zat.Bu renk,burdan çıkarıp kendi kendine
durmaz.Bu madene muhtac bununla kaim ,buna araz denir,buna zat denir.Hah.Beşer
de kendi kendine kaim değil.O halde arazdır,kim ile kaimdir? Allah ile.Hah O
halde Kudret, mevcudad içersinde kendisine muhatab tutmuş bütün sıfatlarına
layık kılmış bütün isimlerine agâh olabilecek sıfatı vermiş.O sıfatını
verdiğinden dolayı “Hadi sen de Malikiyyet sıfatımı al” demiş onun için insan
daha mini mini iken böyle ufakken aklı bişey temyiz kudreti bile yokken eline
bişey verdiniz mi almak isterseniz böyle tepinir ağlar bırakmaz neden
fıtratında var onun. Onun alındığını istemez.Şimdi insanlar müsavi olacak
vicdanlarında, mânalarında,haklarında bir hukuk meselesi çıktığı vakitte “bunun
mevkii var buna el sürülmez, bunun mevkii yok bu tepelenir” değil.Bu hukuk
meselesidir mevkiler mülgadır.Anlatabildim mi? Mesela canlı bir misalini yapmış
bunu.Manadan misal getirir mesela islam dininde camiye girer cemiyette en hakir
görülen bir insan diyelim ne bileyim cemiyetin böyle kıymet vermediği bir insan
gider en önde oturur.Cemiyetin en büyük kıymet verdiği kimse o da gelir belki
başka bir yerde sen şöyle çekil burda falancanın mevkii vardır yeri ayrılmıştır filan orada öyle bir
şey dendi mi denir denmez oradaki ibadetlerin hepsi batıl olur.Allah herkese
“defolun gidin” der.Hiç birinizinkini kabul etmez.Mahalli mahsus yoktur
der.Niye hepiniz bence müsavisiniz .Müsavat böyledir.anlatabildim mi acaba?
Başka türlü değil.Şimdi malikiyetini onun aldın mı onun Kudret tarfından
bahşedilmiş olan fıtri selametindeki sıfatını methediyosun insanlığı gidiyor
demektir.
--/-
-8-
O sıfat. İki üç konuşma evveli misal
vermiştim demiştim ki, mesela hadım yapılır,zürriyeti alınır bir adamın ,sen ne
hakla alabilirsin? Ama yine çalışıyor işte.Efendim çalışmak iş meydana
getirtmek başka,o insanın Kudret tarafından verilmiş olan o sıfatını elinden
almak başka.O ayrı iş.Buna düsturlar koymuş dedenin kabul etmiş olduğu manada.Mesela
diyor ki ,yanındaki komşusunun aç olduğunu bilerek kendi karnını doyuran
bizimle alakası yoktur.Kudret’e inanmış olarak kabul etmeyiz.Düştü mü bi
defa,yıkılır gider.Şakası yok.Ama gitsin de bin defa hacca gitsin.Allah kabul
etmiyor ki “kabul etmem” diyor.Şu yanındaki komşusunun aç olduğunu biliyor
değil mi diyor.Biliyor.Ha bildi.Bildiği halde kendi karnını doyurdu ondan sonra
da gitti imamın arkasında namazını kıldı.”Ben istemiyorum öyle şeyi” diyor
Allah.Hiç.Hiç faydası yok.O dedenin suiistimal edilmiş başka.Hani imaret
yapmalar.Efendim sonra miskinler yetişmiş tembeller yetişmiş başka.Doktor
,hasta öldürdü diye hastahane kapatılmaz,doktor yetiştirilir.Eczacı, yanlış
ecza, iki gram yerine reçeteyi yirmi gram okumuş da koyduğu ilaçla hasta
ölmüş.Eczaneler kapanmaz,adamakıllı eczacı yetiştirilir o ayrı iş o. Mesela
düşünüyor, deden diyor ki ee yanındaki komşusunun aç olduğunu bilerek kendi
karnını doyuran Kudret’le alakası yoktur.Ben nasıl arayacağım bunu? Ya ben
bilmezsem birisi varsa ben bunu minnetsiz bir vaziyette şuraya bir yemekhane
yapayım. Öbür tarafında da bir madde koyuyor diyor ki, bir adamın çalışma
kudreti var ,çalışma zekası var bunları kullanmadı tembellik etti başka
birisine yük olursa onun da bizimle alakası yoktur.O da bizden değildir.Anlatabildik
mi? İntizamında gidiyor iş yolunda.Umumi ihtiyaç zamanında,büyük felaketlerde
,büyük umumi felaketlerde servetini ibtihar edip de meydana koymayan bizden
değildir diyor.Böyle müsavat var o mânada.Şimdii.. çünkü öbür türlü olursa o
kelime oyunu olur,yine kavi işini becerir yine zayıf ezilir.Bişey olmaz o.Çünkü neden öbür türlü
müsavat olmaz.Cemiyette cüz olacak kül olacak hepsi aynı sıfatta yaşayamaz
.Yapmamış Allah öyle bi şey açmamış olmaz o.Öyle olduğu dakikada o, kelime
oyunu olur.Laf halinde kalır.Herkes lağımcı olmaz,herkes mühendis olmaz,herkes
doktor olmaz,herkes reçber olmaz.Taksimat yapmış Kudret ,herkes birbirinin uzvu
olur.Musikide en yüksek perdeylen bir şey çal dinleyemezsin patladım
dersin.Yüksek sesler ufak sesler bir biriyle intizac ettiği vakitte musiki olur
dinlemeye doyamazsın.Cemiyet içersinde tatlı, fakir, temiz, zengin
,sabir,şakir,sabreden,şükreden ne bileyim temiz kalbler birleştiği vakitte
Kudret ‘in varlığı meydana görür ,Kudret “nahçesi olaraktan insanlık meydana
çıkar.Anlatamıyo muyuz acaba?Olmaz o.Öbür türlüsü sahte olur.Cüz ü kül yek diğerinden eyler istimdad ı
dad.”Bunu koymalı insan kafasına.Sonra herkesin istidadına Allah ayrı bir
anlam vermiştir.Herkesin istidadına.Siz çok güzel koşarsınız ,ben çok iyi
yazarım.Öteki çok iyi konuşur ,beriki çok iyi yürür.Ondaki,o istidadlar
dolayısıyla bu aleme gelmek mecburiyeti olmuştur.Bir yaptığını bir daha yapmaz
Allah.Adeti öyle.”Tekerrür yok benim sünnetimde” diyor.Daima teceddüd vardır
der.Bir yaptığımı bir daha yapmıyalım der .Anlatamıyo muyum?Senin bu alemde
vücut bulabilmekliğin için muhakkak Benden bir sıfatın var ,Benim de bu alemde
vücut bulabilmekliğim için muhakkak senden üstün bir sıfatım var, o ayrı üstün
sıfatlarımız sebebiyle bu aleme gelmişiz sen o sıfatların hepsini müsavi
yap.Yapamazsın ki ,olmaz ki.Yapmamış ki Kudret,nasıl yapacaksın?Herkes siyah
gözlü olsun hadi bakalım yap bakalım.Herkes elli sene yaşayacak yap
bakalım.Herkes mavi gözlü olsun yap bakalım.Olmaz böyle şey.Şimdi O Zat ı Âli
işte beşeriyet bekliyordu kainat kaplamış püüü her taraf manen yanıyor,insanlık
namına bir şey yok.Evvela putperestliği.O maddeden başladı.Putperestlik deyince
biraz evvel söylediğim gibi kilise putu değil .İnsan putu.Ki insan hakları
meydana çıksın.Hikaye o.İnsan hakları.Ebediyet mefhumu kabul edilmedikçe insan
hakkı meydana çıkmaz.Olmaz.Tabi o günkü insanların işine gelmiyordu.Bütün
mevcudat o günkü beşeriyet cephe aldı.Biliyorsunuz hepiniz tarihi okudunuz.Bazı
ince yerleri var belki yazılmamıştır belki yazılmıştır başka ama yani umumi
olaraktan biliniyor şahsiyetindeki gaye.İnsan hakları.Hısımlar, hasım
oldu.Medeniyetler hasım oldu.Kudret ki bir insanın elinden tutarsa fayda eder
mi hasım olmak filan yok.Fakat beşeriyete numune olabilmesi içün bu alemdeki
hadiselerin en ağırını geçirmeklik Kudret tarafından iktiza ediyordu.En ağırı,
görecek en ağırı görecek.VE hakikaten de en ağırını görüyordu.Mesela en ağırı
ne olabilir?Tekamül etmiş bir insan için hayatta en ağır şey evladına yapılan
hakarettir.Öyle mi? Evet.Kayıtlı söylüyorum ama.Tekamül etmiş bir insan için
böyle.Çünkü Beşeriyet’in Fahri Ebedi’sinin öyle acı inkisarı yok.Evladına
yapılan muamelede var.Ama hangi muamelede? O bir hakaret muamelesi
var.Cinayette yok da hakarette var.Dikkat edin şimdi anlatacağım misallerle.Onun
için niçin derler ya aile teşkilatında işte bu ahlak niye lazım?Herkes evlat
sahibidir.Şimdi ha hi ilen geçilecek evet insan aldırış etmiyor ama yarın kendi
başına geldiği vakitte çook acı hisseder.İnsaniyet makamına çıkmışsa,çıkmamışsa
o da ayrı bir iş.Ebu Leheb’in bir oğlunda bir kızı ,diğer oğlunda bir kızı
var.Kudret’in cilvesine bak. Ne dedim beşeriyetin bu alemde geçireceği sahnenin
en ağır kısmını, kendisi numune olmak için Kendisinde Kudret tatbik
ettirecek.Ebu Leheb de amcası.Bir gün geldi içeriye ..adam Ebu Leheb.Çağırdı
oğullarını “daha ne vakite kadar bunların kızını tutacaksınız” dedi.Ne vakite
kadar tutacaksınız?”Dövün,sövün hakaret edin kapıdan dışarı fırlatın ikisini
de” dedi.Demecisine gidin bu muamelenizi de kendisine anlatın.Aynı hakareti yaptılar.Onlar
da ağlayarak Mürebbi i Ukul’ün yanına geldiler.Sultan ı Resul dostlarıyla
beraber bir mecliste bulunurken onlar da geldi.
--/-
-9-
”Senden böyle intikam alacağız”
dedi.”Kızlarını da fırlattık dışarıya attık” dedi.Fahri Alem’în de yakasından
tutup böyle fırlattık diyerekten çekti yıktılar.Demek ki evlada yapılan
muamelede işin şekli tekamül etmiş insanda başka türlü oluyor ki hiçbir kimseye
Resulallah böyle dememiştir.Kudret’e hitaben “görüyorsun yarabbi” Uhud’de dişi
şehit düşmüştür,yüzü parçalanmıştır en büyük felaket gelmiştir. Ne olursun
diyorlar bir defacık müracaat et Hak’ka bunlar müzmain olurlar. Bilerek
yapmıyorlar diyor,etmiyor.Fakat orada “görüyorsun yarabbi bir tek arzım var
..canavara parçalat” hakikaten de bir seyahatlerinde onlar ticari bir seyahatte
bir yerde konaklamışlar.Bir aslan geliyor yüz küsur kişi olduğu yerde uyurken
kokluyor kokluyor onları buluyor parçalayıp gidiyor.Benim söyleyemek
isteyeceğim yer burası değil fakat mevzu burayı aldı da ne demek istiyordum?Buradaki
mevzuun bize lazım olan yeri ,insan tekamül ederse en ağır musibet evladına
yapılan hakaret diye tarif edilmiştir.Şahsına yapılan, hiç.Malına
yapılan,hiç.Evladına oldu mu onda tahammül olmuyor. Kudret çok fena şeyediyor.El koyuyor.Şimdi tabiatıyle
insan hakları meydana çıkacak.İnsan hakları meydana çıkması için zulme divan
durulmayacak.Zalimi,mazlum yetiştirir diyor.Onun içün düsturu koyuyor.Bir kimse
zalimi bildiği halde ona yardım kasdı ile beraber yürüdü mü bizimle alakası
yoktur.Bu sefer kendine taptırtan kendi kendine düşüyor eyvah diyor bildi mi
hiç kendi kendine düştü.Öyle cephe alıyorlar,böyle cephe alıyorlar nihayet ana
vatanından hicret ediyor,çekiliyor,çıkıyor.Bir kızı hasretine
dayanamıyor.Geceleyin kavuşmak üzere giderken Darün nedve’de verilen bir karar
üzerine kim öldürebilir kendisine şu kadar para verilecektir.Biri çıkıyor “ben
o işi yaparım” diyor paraya tamahen.Para malum ya acayip bişey .Hayırda da çok
yarar şerde de çok fenalık yapar.Bir ok atıyor arkasından hamileymiş iskat ı
cenin oluyor çocuk düşüyor ve o ahirete gitmesine sebep oluyor.Ondan da Mürebbi
i Ukul çok fazla müteessir oluyor ,mahzun oluyor.Gün geliyor,zaman geliyor
bütün iş Hak’kı arayanların eline geçiyor.O adam da nadim oluyor.O adam da
nadim oluyor.Bir gün geliyor diyor ki efendim bir recam var yalvarırım size,
ağlıyor çok, benim size inandığıma sizin beyanınızı tasdik ettiğime siz
şahit olun ve beni imha edin.Niçün
diyor. Et. Ben diyor imhaya gelmedim ki ,biz hayat almaya gelmedik,hayat
vermeye geldik.Hem suri,hem manevi, hem bu alemin hayatını hem Hak’kın
yanındaki hayatı.Ne demek hayat almak.Ben o cins adam değilim diyor.Ferş ile
arş arasında benden alçak adam yok benim alın diyor.Yalnız beni kabul edin ki
“inanmıştır “ deyin.siz tasdik edin “bu inanmıştır” deyin Kudret’e karşı beni
alın.Çok ısrar ediyor.Soruyor senin suçun nedir bu ısrarın? Sormayın ben diyor
sizin kızınızın katiliyim.Cahildim,iğfal edildim,bu cinayeti irtical ettim
şimdi vicdanım recmediyor beni derhal imha edin imha edin yalnız sizi kabul ettiğimi,tasdik
ettiğimi kabul edin.O vakit O Zat ı Âli ondan fazla ağlayarak ,ağlayan cinayeti
yapandan fazla ağlayarak Kudret’e hitaben ve yanındaki dostlarına dönerek
evladım evladımdır ciğerparemdir yanarım hâla içim yanar fakat bunun haline
evladımdan fazla yanıyorum şimdi .Yarabbi bunu bana bağışla.Var mı böyle bir
medeniyet?Kurulabilir mi,olabilir mi,ümid edilebilir mi?Olmaz.Dedenin gönül
bağladığı mâna,böyle bir mâna idi.Anlatabildik mi? Böyle bir,böyle ulu orta
ahmakcasına,hiç bişey bilmezcesine öyle bir mâna değildi.Bu günkü konuşma bu
kadar yeter.
0 yorum:
Yorum Gönder