Eni ü nale seher-hize ney nevası verir
Bükadan Arif i billaha mey safası gelir
Sühanverin eseri bir hayat ı sânidir
Giderse dâr ı fenâdan yine sedası gelir.




Saniye sonra Kapanacaktır

176. Kaset

Kaset 176    05/04/1964    85dk. (Düzenlenmemiş Metin)




Mevzu başlıca iki esasa ayrılmıştı.Birine vazifeden doğan ahlak,diğerine aşkdan doğan ahlak tesmiye edilmişti.Vazifeden doğan ahlakın menbaı akıl,aşkdan doğan ahlakın da mastarı kalb olduğunu söylemiştik.Gerek akıl,aşk,kalb,vazife bunların hepsi manayı insaninin birer vasıfları olması hasebiyle mevzuun asıl rüknünü teşkil eden insan mefhumu.İnsan.Nedir İnsan?Gelmede gitmede ihtiyarı yok.Hiç birimize sorulmuyor “beyefendi böyle bir alem i şuhud vardır bir dar ü ibtilâ vardır .Dünya denilen bir sahne vardır.İkbalinde hüda idbarında fecia gizlidir.Hezar âşina bir acuzeye benzer.Bir tarafı güldürürse bir tarafı ağlatır.Böyle bir sahne var teşrif eder misiniz?”sormadılar.Giderken de sormazlar.İsterse kainatın serir i saltanatına sahib olsun.”İstikamet karşıki çukura” dendiği vakit kim olursa olsun derhal koşar.Ama nedir bu gelip gitme .Kimiz biz,neye geldik,niçin getirildik,hilkatdeki bizim hakkımızda gaye ne?Her konuşmada tekrar ettiğim gibi ,zahirde görünüşü itibariyle elli altmış kiloluk kan,et,kemik torbasından ibaret fakat vicdan ı kibriyası alemleri muhit.Nedir bu, bu varlık ne?Vakıa, insan her mânasına göre ebna yı arz dır diye tarif etmişler.Yani tabiatın mühim varlıklarından biridir.Güzel amma ruh u menfuh ile tekrim edildikten sonraki anı nedir? Bu doğru.Kudret,Büyük Kitabda gayet az anlayışlı insanlara hitaben der ki, hilkatde bu mükevvenât semavâtı avalini bildiğiniz bilmediğiniz varlıkla sizi yaratmam hakkında tabii sizi yaratmam sizin seviyenize inip de konuşmam lazım gelirse, bizim içün güç,zor ,kolay böyle şey yok fakat siz kendi ölçünüzle konuşursunuz da ben de size tenezzül ederek tenezzülat ı sübhanimle tenezzül edip de konuşmamız icab ederse elbette bu muazzam varlığı yapmak sizi yapmakdan daha kolaydır der amma o hangi cephesine karşı söyler? O şekilde düşünen insan için söyler.Kudret’in konuşma tarzı acayipdir.Şimdi bunu söyledim de söylediğim vakitte belki içinizde bu işin tetebbuunda bulunan kimseler olur da birden bire o beyan ı sübhani gözüne gelir nasıl olacak diye bir şaşırma olmasın diyerekden hatırlattım.Evet insan,her mânasına göre ebna yı arzdır.Böyle tarif ederler.Yani tabiatın mühim varlıklarından biridir.Güzel amma ya ruh u menfuh ile tekrim olunduktan sonraki ânı? Kalıp öyle.Kalıp öyle değil mi ya kalıpda bir şey yok.Kalıp, kerametini kendinin içine girmesiyle alıyor.Yoksa kalıp da nihayet bir ağaç çürüğü gibi de değildir çürüyünce bütün kainat etrafından kaçar.Nedir bu insan şimdi? Asıl o iç mânasındaki insan nedir?Bize Kudret,keremna tacını giydirmiş,tekrim etmiş,hususi bir ikrama mazhar olmuşuz mevcudat içersinde.Sonra bizde bir ruh u izafi var.Bizde kaç tane ruh var?Püü.Ruhu hayvani var.Ruh u hayvaniden başka ruhu göremeyenler,”bu insan ot gibi biter gider” der.Doğru o.Sen ruh u hayvani makamındasın o makama göre evet ot gibidir gelir gider.Ruh u hayvani var,ruh u insani var,ruh u sultani var,ruh u izafi var.Bunlar tabi birer ayrı ayrı tecelliler.Kaç vücuda sahibsin sonra ?Şurada dinliyorsun hem de konuşuyorsun,konuşan vücudun ayrı,dinleyen vücudun ayrı elinle de tutamazsın.Konuşan vücuduna sus desen seni dinlemez dinleyen vücuduna da dinleme desen dinlemez böyle bir acayip bir akıntı içersindesin hiç merak etmedin mi ben kimim diye? Kaç vücud var insanda ?Bir an gelir sevinir gülersin hiçbir sebep yokken sevinirsin,hiçbir sebep yokken kızarsın.Hadi sebeplerini bırakalım bazı kerre durursun kendi kendine ne oldu “patlayacağım” dersin.Neden patlayacaksın ne oldu? “bilmiyorum” dersin.İşte mânaya inananlar son alemini değiştirdiği zamandaki iyi bir vücudda olmasını temenni ederler.Daima korktukları nokta budur “aman ben hangi vücuduma sahib olacağım gel emrini aldığım vakitte?Ya bir hasedle yoğurulmuş bir andayken bana gel derlerse ben muamele i insani göremem ki ikinci hayatta, bir felaha kavuşamam ki” O halde ne yapalım? Burada kesafeti letafete inkılab etmeklik yani öyle bir yüz tedarik edelim ki öyle bir sahaya malik olabilelim ki tabi benim bu konuşmalarım ahlak mevzuu ebediyet mefhumu ile beraber gider yani herhangi bir kimse takvim i insanisinden bir yaprağı koparırken yok oluyorum diye değil de var oluyorum diye yaşayan insanlara aittir.Aslıma kavuşuyorum zevki ile neşvelenen kimselere aittir.Yoksa maddenin kesafetinde kalmış,kitabı parasının üzerindeki yazı ben sırf menfaat bilirim başka bir şey bilmem hayat heyecandan ibarettir saadet fırsatı bulduğun vakitte ihtirasat ı nefsaniyyen kabardığı an eline fırsat geçerse vur kır yak bundan başka bir şey yoktur dendi mi bizim mevzuun haricindedir o ayrı bir konuşmaya ihtiyacı vardır.Fakat ben sizleri inanmış,Kudret’le ünsiyet peydah etmiş,aslına kavuşmak aşkı ile zevki ile kalbinde hususi bir muhabbet karargahı kurmuş o zannıyla konuşuyorum.Onun için konuşma tarzlarında bazı zevkler hasıl olur.Ne dedim,öyle bir saha hazırlamalı ki insan madem ki geliş ve gidişimizde ihtiyarımız yoktur.Var mı? Hiç kimse ölümü öldürebilir mi?Kabrin kapısını kapıyabilir mi?Dün,bu gün için rüya ,yarın da bu gün için rüya değil midir?Hayatın şeklini bundan başka bir şekle sokabilir misin buna imkan var mı kimse sokabilir mi?Bu manzume i kainattaki devreyi başka bir hale koyabilecek kabiliyette mevcut gelmiş midir,gelebilir mi?”Bizim ettiğimiz şeyler bize yakışır ,Senin şanına da bizi affetmek yakışır.” Cümlesini söyleyebilecek bir kabiliyet tedarik etmek.Ahlak,insana bunu tedarik ettirir.Anlatabildim mi acaba?Anlaşılmadı cümle.Zevkini veremedik cümlenin nazarlar acayip.Beşeriyet biraz tenekecilikte ilerledikten sonra Kudret’le arası açıldı.Yaratırım sevdası geldi.Hemen hemen her konuşmada tekrar ediyorum yine tekrar edeceğim.Bu gün hamule i irfaniye i beşeriyye.yani beşerin

                                                                                              --/-
                                                                                              -2-

(kıpırdanma olmasın çok rica ederim bir oldu bir mevzu gitti gayet güzel bir şey söyleyecektim kaçtı bir daha oldu yine kaçıyordu hastayım da zaten zorla çıktım , ilaç alıp çıkıyorum yahu.)Beşerin bu günkü ilmi gözleri kamaştıracak kadar ilerlemiş ,fenni akıllara veleh verecek kadar yürümüş,felsefesi fikirleri durduracak kadar parlamış.Yine beşerin bu günkü görüşüne göre bunlar bir noktada değil ya bir gün gelecek bunların heyet i umumisi bu gün parlak diye zikredilen bu bilgiler noktadan daha küçük kalacak daha çok ilerleyecek.Böyle olduğu halde neden beşerde huzur yok?İlmi parlamış,fikri ilerlemiş,felsefesi yürümüş,fakat burasında rahat yok.Burada yok.Mevzii konuşmuyorum,bütün dünya sekenesinde .Dünyanın şu köşesinde bu köşesinde değil.Mevzii değil bütün.Neden yok?Beşer o kadar zavallı hale gelmiş ki çirkinlikleri güzel diye görüyor.Çirkinliği güzel olarak kabul ediyor.Hareket i fikriyyesi durmuş.Vahşet i müsannaa medeniyet diye kendisine taptırtıyor.Basıyorsun düğmeye milyonla adam ölüyor.O onsekiz saat,yirmidört saat gece tatili olmayarak icabat ı medeniye iktizası çok çalışmak diyerekten beşerin tepindiği devresinin getirmiş olduğu o kazanç o servet denizin dibine ,semanın üstüne,yerin üzerine yayım yayım yayılıyor yığınlarla servet mahvolub gidiyor.Birinci ikinci cihan harbinde yakılmış olan servet ,hesab ediyorlar dünya üzerindeki her insana muhakkak bir büyük mesken gayet güzel orta halli geçinebilecek bir şekilde ölünceye kadar bir servet bırakabilirdi.Fakat yerin dibine gitti,semanın ortasında patladı,denizin dibinde mahvoldu gitti.Bu mudur icabat ı medeniye bu mu?Onsekiz saat çalışıp da böyle yanmak mıdır?Yahut düğmeye basıp da böyle milyonla insanın masumun, kadının,kızın ,emziklinin,hamilenin,hastanın,ihtiyarın,pir i fâninin,başında tüy bitmeyenin bir anda canını almak mıdır? İlim bu mudur?Her konuşmada tekrar ettiğim gibi ilim Kudret’ yalvarıyor,”beni fena yerde kullanıyorlar kurtar” diyor.Neden oluyor?Rapor vermek lazım.Peki ama neden oluyor?Yaa,bütün varlık Kudret der ki;”Benim iki parmağımın arasındadır” der.”Böyle çeviririm,böyle çeviririm”Biraz tenekecilikte ilerledi dedim ilerledikten sonra Kudret’le azamet yarışına kalktı.”Yaparım” dedi,semayı deler gibi bakmaya başladı.Konuşma edası bile değişti beşeriyetin .Yeri ezer gibi basmaya başladı.Halbuki yer,adamı yer.Niye öyle sert basıyorsun.Yer,adamı yer.Öyle mi? Yaa püü neler yemiştir.O bu kadar kabarmış olan göğüsler o şöyle toprağın içersinde bööyle siner.Böyle siner,yer adamı.Boş yerine mi söylemişlerdir bastığın yere dikkatle bas ya bi dilaranın yanağıdır ya bir aslanın göbeğidir.Şu dayandığın duvar bile mayasında insan vardır insan.Kudret öyle muktedirdir ki o kadar emrine galibtir ki gözlerin etrafına dizmiş olduğu bakmağa kıyamadığın kirpiklerden duvar üzerine diken yapar diken.Biraz genişledi arası açıldı.Açılınca musluğu kıstı.Al bakalım buyrun dedi.Hayal bozuldu.Kalp, ilham mehbit i ilham olmadı.Gelmiyor kalbe ilhami malumat gelmiyor. Gelmeyince insani düşünceler kalkıyor.Kalkınca sevmek orta yerden yıkılıyor.Halbuki Kudret’in ilk Va’z ettiği sermaye,mevcudat üzerinde daimi surette muhabbet.Nasıl kendisi bu kainatı muhabbet i zatisi ile yapmış o muhabbetin suretini de bir Zat olaraktan göstermiş.Kalkıyor.Maddenin kesafeti ile yürümez. Madde ile mâna beraber yürüyecek .Benim  varlığımı mânamı göstermeklik için işte bu madde.Sesi çıkan şey.O mânamın,bu alem i şuhudda buna ihtiyacı var.Bu olmadı mı benim varlığımı sen idrak edemezsin.Ahmed isminde biri bu alem i şuhuda gelmiş.Ne malum?İşte vesikası,maddesi bu.Kendi çekildikten sonra da maddesini bir dakka tutamazsın kokar.Anlatamıyo muyum?Kendi varken maddeyi kaldırırsan kendini göremezsin.Kesifsin.Görmeklik için bu vesikaya ihtiyaç var ,bu aynaya ihtiyaç var.Kendi gittikten sonra buna ihtiyaç yok.Demek oluyor ki bu sahne i şuhudda bu bu pazarda Kudret bunu beraber koymuş .Madde ile mâna beraber olacak .”Yalnız mânada yürüyeyim”Yürüyemezsin, olmaz .”Yalnız maddede kalayım” yine olmaz.İşte beşer mânadan soyundu yalnız maddede kaldı bu gün inim inim inliyor ve inleyecek.Bütün insanlık böyle bu.Böyle kurulmuş.Ne vakit beşerde hubbu Hak,Hüsnü ihtiyar,bakayı zevk zevki başlar döner.Üç şart vardır üç şart.Birinci şart hubbu Hak,Hak sevgisi.Severiz bir birimizi garazımız vardır.Ya rütbesi vardır yarın bişeye lazım olur diye seversin .Ya serveti vardır belki bir şey icab eder diye seversin Halbuki hiç bişey olmaz ha.Fakire, fakir yardım eder.Kimse etmez,bedava uşaklık edersin.İvaz,garaz.Anlatamıyoruz galiba?Umduğun bir şey vardır oraya gönlünü bağlamışındır onun içün seversin.Hubbu Hak.Öyle değil.Hiç bir şey yok.Ya ne var? Hak muhabbeti.O nasıl bişeydir.éAyrı değiliz” diyor.Görmüyor.Ayrı görmüyor.Hüsnü ihtiyar.Bu biraz uzun sürer anlatması.Çok .Bi kaç konuşma lazım.Üçüncüsü bakayı zevk.Yani takvim i insanisinden yaprağını koparırken ademe gidiyorum diyerekten değil de aslıma kavuşuyorum zevki ile yaşamak.Ve tarihi tetkik edersek,şimdi umumi konuştuk sahne i şuhud varlığında beşeriyetin çekmiş olduğu şeyi.Kendinin üzerinde konuşacak olursak.Biz her ne zaman bir feyz gördükse hassasiyet i mânanın cazibe i neşvedarında görmüşüzdür.Fakat bunu idame edecek hiçbir tezahurda bulunamadığımızdan dolayı elimizden kaçmıştır.anlatamadık yine.Biz her ne zaman bir feyz gördükse ,muazzam bir varlık gördükse zulmü gördüğümüz yere adli ,cehli gördüğümüz yere ilmi ,inkarı gördüğümüz yere imanı ,biz dünyanın bir köşesinde bir zalim bir beşeri inletirken “otur” deyip oturttuğumuz vakitte bu feyzi hassasiyet i mânanın cazibe i neşvedarında bulmuşuzdur.Fakaat ne yapalım ki bunu idame edecek hiçbir tezahurda bulunamamışızdır.Anlatamadım mı acaba? Böyledir.Senin deden ufak adam değil.Deden muazzam adam tarihin efendisi olan bi deden var ya senin püüü göğsün kabarsın diye söylüyorum.Öyle ufak bir millet değilsin.
                                                                                              --/-
                                                                                              -3-

Hayır hayır.İyi oku dedeni,iyi dinle,ara kimmiş de.Bire on dövüşmüş.O söylenip söylenip de hiç tahakkuku görünmeyen insan hakları insan hakları diye nenen konuşmuş.O köyde üç odalı ,köy üç evli on evli yirmi evli o mütevazi evinde ümmi nenen tatbikatı ile söz halinde konuşmuş.Söylüyorum iki seneden bir seneden beri.Değil mi ya? Kul hakkı,kul hakkı işte.O öyle güzel bir isim bulmuş ki ona o.Kul hakkı demiş.İnsan müstakil bir varlık değildir .Ne kadar zarif,ne kadar arif bilmem ki nasıl ölçeyim de anlatayım o .O senin dedeni o senin neneni nerden bulmuş bu tabirleri,nasıl insanmış onlar?Bir kul tabiri kullanıyor ne demek istiyor?malik bizatihi değildir memluk bil arazdır.Sen onu kendi kendine müstakil zannedersin onun içinde oturan vardır sakın onun hakkını yeme.Anlatamıyo muyum? Sakın haa onun hakkını yeme demiş.Böyle vasiyet ediyor,nasihat ediyor.Ve tatbik ettiriyor.Tarih bizde yazar bunu.Harbe gidiyor .Var mı böyle bir ordu dünya kaydetmiş mi? Eh bir savlet geliyor.Bilmiyor o mânanın zevki gelende ne olduğunu öbür taraf kaçıyor fakat beşer yiyecek ihtiyacı var giriyor bir bahçeye görüyor bir meyva koparıyor düşünüyor dünya revacını acaba bu kaç para eder?Beş kuruş mu eder on ..yirmi vereyim diyor her ihtimale karşı.Bağlıyor oraya.Niye?Nenesi kul hakkı dedi yani insan hakkının daha zarif kısmını söyledi tatbik ettirtti.Öyle.Bunları kaybetmişiz biz.”men lem yuakkir kebirena ve men lem yerham sairena feleyse minna”Büyüklerimize karşı,büyüklere karşı hürmeti olmayanın küçüklerimize karşı küçüklere karşı merhameti olmayanların bizimle alakası yoktur diyor Beşeriyetin Fahri Ebedi’si.Bizden değildir diyor.Hiç kendilerini bize izafe etmesinler.O merhamet.Bir şey aklıma geldi söyleyim de daha güzel canlansın.Padişahın biri Cuma namazına gidiyormuş.Cuma namazına giderken cadde açılsın diyerekten böyle garip fakirin birisini yoldan çekilsin diyerekten kırbaçlamışlar.Yani çekil şöyle şöyle yaparlar ya çekil.O fakir de öyle fakir ki arif fakir.Garip karip midir nedir.Diyor ki “Senin hayrından bu kadar zulüm görürsem acaba şerrinden beşeriyet ne kadar zulüm görür.” Anlatamadık mı acaba? “Senin hayrından bu kadar zulüm görürsem acaba şerrinden insanlık alemi ne kadar zarar görür.”Ondan sonra o itip söven adama biz diyor zararı yok itilelim sövülelim amma emir büyük yerdendir nisbetiniz kesilir de sonra yıkılırsınız “men lem yuakkir kebirena ve men lem yerham sairena feleyse minna”hadi selam söyle padişahına bakalım tutunabilir mi diyor.Geçip gidiyor.Böyledir bu iş.Sabır meselesi.İnsan.Şimdi bizi yıldıran bir şey varsa birkaç şeyimiz eksik bizim.Evvela azim yok bir.Bir işe başlarız başladığımız günkü zevk her gün artmazsa o iş olmayacak sana önceden söyleyeyim.Bir işe başladın çünkü neden Menisteva yevmahu fehüve mağbun”
İki gününü bir birine müsavi eden aldanmıştır. Dedi Hazreti Muhammed.Dün on kuruş kazandın bu gün de on kuruş kazandın mı makbul adam değilsin.Dün indi İlahi’de mânen bu kadar dı mevkiin bu gün de o kadar mı aldanmışsın.İş de öyle.Biz bakıyoruz bir heyecanla başlanılır bir işe ondan sonra bir şey yok.Azim yok,sabır yok .Mesela derler ki filan çocuk okuyamadı.Neden okuyamadı işte şöyle yook.Sabrı az.Sabrı yok.Kudret herkese aynı istidadı vermemiştir.Bazısı iki seferde üç seferde beş seferde olmaz o muhakkak olur.Sabrı olsa yener.Sabrı olmadığından dolayı okuyamadı.Anlatamıyo muyum acaba? Sabır.Ayın münevver olması,gecenin zulmetine sabretmesinden dolayıdır.Ayın parlak münevver olması, gecenin zulmetine sabretmesinden dolayıdır.Her kim bu mihnethanenin kederli gecesine sabredemezse yol alamaz.Burası mihnethanedir kardeşim.Burda dayanmak vardır,darılmak yoktur.Darılmışın eline ne geçer?Zenci çocuğunun,siyah memeden pervası olmaz.Şimdi biz çocuğumuzu götürsek üç aylık beş aylık altı aylık sekiz aylık bir zenci siyah bir kadının memesini göstersek böyle yapar.Fakat zencinin çocuğunu götür şak der yapışır hemen.Sen de  Kudret’in bu pazarında böyle yaşayacaksın.Sonra bazı insan vardır Kudret’e isyan eder.Allah’ın öyle şey umrunda mıdır.Hiç.anasına kızıp memesini ısıran çocuk sütünü kan yapar.Terbiyeli terbiyeli em.Bu mihnethanenin şeb i keduretine sabredecek olursan ruhun ay gibi münevver olur.O kadar tuhaf hale gelmişizdir ki mesela desek ki sen mesela birisi bir bir fen okutuyor farzedelim.Genç bir çocuk müsbet ilimlerden bir tanesini okutuyor.Fırsatını buldun,bak gayet zeki bir çocuk karşına gelmiş buna fen okutuyorsun arada da ahlak ı fazıla telkin edemez misin?Bir fazilet,ahlak.Senden ders alıyor.Dendiği vakit der ki  okutan ,beyhude der ,yorgunluktan başka bir şey faide vermez der.Yeis gelmiş,imana yakışmayan şey.Anlatamıyorum galiba.Mesela gayat zeki,her cihetten ,bir çok sıfatlara cami var.Diyorsun ki güzel sen buna müsbet ilimlerden birkaç ilmi senden bunu tedris ediyor ,sana hürmeti de var.Belki hürmeti câli de olsa ne de olsa senden bir şey öğreniyorum diyerekten bir bağlılığı var.Münasebet aldırsan da şu ahlak ı fazıladan kalbin safasına taaluk eden bazı şeyler telkin etsen alacağın cevap budur.Beyhude der,yorgunluktan başka bir şey faide vermez der.Ona sen söylesen desen ki beşerin bu aleme gelmesindeki kaide gaye ,vicdanen,cemiyeten,kalben ,muhabbeten,örfen ,insaniyyeten yapılması zaruri olan şeyleri ki ona “emri bil maruf” derler,bir de rezaletten ,can yakmaktan,insanlığı hırpalamaktan ,canavarları utandırtacak kadar kötülüklerden alıkoymaklık ona da “nehyi anil münker” derler….i tabiri bu.Açıklandığı vakitteki mânası bu .Her insan buna memur olaraktan Kudret tarafından gelmiştir.Böyle vazifeli.Yalnız insanlar kendisi hiçbir kötülük yapmamakla ve kendisine ait olan bazı iyilikleri meydana koymakla Kudret’in sevkiyat alemindeki vermiş olduğu vazifeyi yaptı mı zanneder? Yook.Biz bu gün tabi buna hep razıyız amma vazife tamam değildir.Yani inanmışsa ebediyete “Ben seni mükellef göndermiştim ,göndermiş olduğum teklifatta banane yoktu insan kurtaracaktın.Kimi kurtardın?”
                                                                                              --/-
                                                                                              -4-

Kendimi kurtardım.Yok diyor Kudret.Vazifeli geldin diyor.Anlatamıyo muyum?Öyle.Ama onu kurtarmanın da yolu vardır.Bunlarıda insan söylerken bayağı korkuyor da çekiniyor neden? Bakarsın ki nâdandır.Hani âmiyane bir tabir vardır kaş yapacağım derken gözünü çıkarır.Öyle değil.Tabi herhangi bir ..vazife haline gelir onun bir yükü vardır.Ağırdır .Vazife kolay şey değildir.ağır.Öyle zevki safa içersinde olmaz o işler.Ama bazıları zevki safaya dalıyor bu işten .Haa onlar dalar.Onlar vücut şaibesinden geçer,aşk makamında o işleri yapar,o vakit onlar onda tamamıyle zevk olur.Biz kendi varlığımız içersinde yoğrulduğumuz için bize biraz zor gelir.Mesela bir misal vereyim size.Mevzuu dağıttık.Söyleyeceğimiz yerlerden çok uzaklaştık ya bakalım gelebilecek miyiz oraya.Beşeriyetin Fahri Ebedi’si der ki;Bir insanda çirkin bir şeyi gördün evvela misal getir der.Sizin şu işiniz çirkindir deme,sonra herkese şahsiyet kabul et der.Şahsiyet kabul etmezsek insanlar içersinde firavunluk başlıyor.Küçük görüyor,şahsiyet kabul etmiyor.Kendisini ondan yüksek görüyor.Kendisini ondan yüksek görmeklik hassasına malik değilsin.Muhakkak onda senden hariç bir sıfat ı fazilet vardır.Var ki geldi dünyaya.Anlatamıyo muyum acaba?Allah’ın âdetinde yok.Bir yaptığını bir daha yapmaz.Muhakkak sende, benden üstün bir sıfat var ki geldin.Ya benden iyi yazarsın,ya benden iyi okursun,ya benden iyi koşarsın ,ya benden iyi anlarsın.Benim de senden hariç bir sıfatım var.Ya ben senin şu cihetinden daha iyi bilirim.O bir birimize ait olan sıfat ı tefevvuk ne ise onun sebebi ile dünyaya gelmişizdir.O halde niye şahsiyet tanımıyorsun?Bırak şu hizmetçi kızı der.Ne hakkın var senin demeye ya?Sonra sen kendine tapmış olduğun şahsiyet nedir?Onlar hepsi âriyet.Senin bişeyin de yok orta yerde.Geçen konuşmada söylediğim gibi.Sen mülhemundan mısın eğer ondansan o başka yine ayrı bir  sınıftandır.Öyle bir sınıf var.Mülhemundan olsan şahsiyet tanırsın. Çünkü sahibini görürsün sahibini gördüğün vakitte o acizde senden fazla sahibin gözükür onda.O daha parlak aynadır.Çerçevesi yoktur amma kalınlığı bu kadardır o aynanın.Ötekinde çerçeve vardır amma insanı yeşil suratlı gösterir.Anlatamıyo muyum? Yahut çarpık gösterir şöyle.Onun kenarında çerçeve yoktur fakat kalınlığı böyle fransız aynası kalınlığında böyle kalın kapkalın.Kemaline nazar edin diyor.Medine i Tahire’de Resulullah giderken bir köpek laşesi görmüşler eshabıyla beraber çin i cebin göstermiş yanındaki dostları kaşlarını çatmışlar .Gayet nazikâne,ne diyim hallerini tasvir ediyorlar.”Ne de güzel dişleri varmış” diyor.”Ne de güzel dişleri varmış” Ondan sonra da dönüyor diyor ki “eşyanın kemaline nazar edin”Mevcudata nazar ı hakaretle bakmayın.Buraya nerden girdim bakayım?(Her insan vazifeli gelmiş efendim )Geçtik .Neyse ordan başlayalım “vazifeli gelmiş” ordan başlayalım.Kendisini ıslah etmekle ,kendisinden fenalık sadır olmamakla bitti mi vazife? Yok.Bitmiyor.O ağır.Buraları söyledim de nerde kaldık biliyor musunuz? Ben şimdi size hatırlatayım konuşmayı.Kaldığımız yer şurası idi;birisinin hatasını tashih edeceğiniz vakit ,hata tashih edileceği vakit “sende şu çirkinlik var” deme misal getir dedim.Öyle diyor. Evvela bir misal getir.O misalle o harici misalle o çirkinliği izah edeceksin.anlamadı.Vakit geçireceğin bir daha bir harici başka bir misal bulacan. Yine anlamadı.Üçüncü seferinde yanında kimse olmaksızın hiç kimse yok.Yanında kimse olmaksızın bir teminat alacaksınız diyor.Benimle hukukun nasıldır? Beni kendine bir dost kabul eder misin?Samimi söyle için dışın nasıl? O teminatı aldıktan sonra “benden ne gibi şeyler senin hoşuna gitmeyen hak ve hakikate uymayan şeyler var bunları niçin bana söylemiyorsun?”Görmüyorum.Ben sende bir şey görür söylersem gücenir misin?O cevabı aldıktan sonra “sizde şöyle bir şey var acaba bırakabilir misiniz?”Anlatabildim mi?Böyle tashih edecek.Yoksa cemiyet içersinde “baksana bana nedir senin o halin?”Berbat.Öyle değil.Daha kötü yaparsın çünkü insanda nefs vardır o darbe onun nefsinedir nefs de daima puyana âmadedir.Onun halini,kendi halini ona giydireceksin.Vefa başka şey.Vefa vefa .Vefa ne demek biliyor musun sen? O ayrı bi iş.Belki sen deli dersin zavallı dersin.Fakat insan mefhumuna girince başka mânaya girer.Hukuk tedarik ediyor da, Hacı Mehmet Baba namında bir adam o hukuk tedarik ettiği insan ölüyor,kabre götürüyorlar,kabrinin üzerine bir kulube koyuyor.Geçerlermiş geceleyin,bazen duyarlarmış “ööf Ahmet ölün de zahmet dirin de zahmet” dört sene orda kalıyor bir gün bakıyorlar ki söküyor kulubeyi bu adam yüzon yaşında.Ne o demişler efendim ne yapıyorsun? “Ahmet’in işi bitti artık”Ahmet’in işi bitti.Ahmet’in işi bitti.Nedir o biterse? Onu ben ne bileyim o adamın söylemesi.Ben yalnız değilmi ki orada dört sene kendi kendine nıfsıl leylde arada sırada “ööf Ahmet ölünde zahmet,dirin de zahmet “ diye yanık bir edayla bağırıyor ya bana lazım olan o.O ne olduğunu ben anlamam.O bilir, ben ne bileyim.Onu hayatında iken bütün çıkıklıklardan kurtarmaklık için tam bir çıkık bir hali olacak rap bakarsın ki önüne çıkıverirmiş.Ahmet beni filan yere götürür müsün? Onu kıramıyor o O kırılacak bir adam değil ama o dakkada o nasıl geliyordu orda .Anlatabildim mi bi şeyi,bişey anlaşılıyo mu? Mesela Ahmet karar vermiş daha açıkça söyleyeyim bütün arkadaşlarını toplamış bu gece içelim içelim içtikten sonra da gidelim filan yerde de şu şekilde bir oyun oynatalım .O demiyor ona sakın bunu yapmayın yapmayın filan demiyor.Terbiye usulü başka.Tam karar verilmiş o iş tahakkuk etmek üzereyken ,birden bire nerden çıktığı da belli değil.Artık adımlar oraya hazırlanmışken Ahmet diyor çok fenayım beni gezmeye götür.O kadar da nazlı bir adam ki ona hayır demenin  imkanı da yok.Zaten dese kurur.Peki diyor.Bir,iki,üç,beş, on böyle idare ediyor.Vefa.Sebebi de bir gün tanıdığı bir insan değil vaktiyle hukuku olan bir kimse değil.

                                                                                              --/-
                                                                                              -5-

Bir mezarlıkta bir gece hastalanmış kalmış inlerken Ahmet Çavuş isminde biri ordan geçiyormuş burda kim var demiş neyin nesi bir arayım bakayım demiş girmiş içeriye bakmış bir pir i fani .Ne yapıyorsun demiş .Gündüz geldim hastalandım demiş çok fenayım.Aman ben seni demiş şeyedeyim çorba getireyim filan getireyim .Getirmiş.Ben yarın yine seni yoklarım demiş.Bir yere koymuş,ertesi gün de yoklamış .Üçüncü günü,iyi oldum demiş.Çıkarmış bir mahmudiye altını veriyor minnet altında kalmıyor.O günün mahmudiye altını,bu günün nesi eder bilir misin?Ahmet Çavuş, hizmetini yaparken bir şey ummuyor.Hak’kın garibi meteliksiz züğürt bir adam fakat burda zavallılanmış ben buna Hak namına hizmet edeceğim diyor.O da bir şey umdurtmuyor fakat iş görüldükten sonra o da onun minneti altında kalmıyor.Aman diyor yine Ahmet Çavuş.Yok diyor.Bu da Hak’kındır. Sen de Hak’kınsın ben de O’nunum hepimiz beraber olalım .Al bunu bakalım git ne yaparsan yap diyor.Ordan bir hukuk başlıyor.Anlatamıyo muyum? O hukuk başlıyor devam ediyor fakat Ahmet Çavuş ele avuca sığacak bir adam değil.Böyle bir acayip adam.Fakat o acayibatı, sen bunu yapmayacaksın,sen şunu yapmayacaksın diyerekten değil.Ahmet Baba kendini feda ederek,kendi yüzon yaşında olduğu halde bütün huzurunu terkederek ,onun gideceği yolların önünü kesiyor ,buranın önünü kesiyor,şuranın önünü kesiyor ,nihayet de Ahmet Çavuş’un ömrü vefa etmiyor.Ahirete gittikten sonra götürüyor gözyaşları ile onu toprağa koyuyor,üzerine de kulube dikiyor “Öff Ahmet,ölün de zahmet dirin de zahmet” diyerekten senelerce feryat ediyor.Günün birindede ordan sanki bir şey açılırmış gibi kaldırıyor şeysini.Diyorlar Ne oldu Ahmet Baba? Ahmet iş bitti artık diyor.İş buraya kadardı geçti gitti diyor.Vefa vefa .Ama tabi bunlar zevke taalluk eden işlerdir.Oralar kesafetle anlaşılacak işler değildir.Buraya nerden girdik,girdiğimizin yeri şu idi .İnsan vazifeli olarak gelmiştir,yalnız kendisi kötülük yapmamakla ,yalnız kendi kendine iyilik yapmakla o vazifesini ikmal etmiş olmaz.Nasıl ki bir misal getirdim dense abes der.Hani o hâl gelmiş yılmış beşeriyyet.Ve ona dense ki vazifede bu yoktu ya .Siz emri marufu meydana getirmeklik hususunda gelmediniz mi?O cevap verir “ fusul faidenin imkansızlığı tahakkuk olunca artık emir de abes, nehy de abes “ der.Doğru mu ? Niye? Yine nasıl kuraniyye uymaz der.Yeis yok.Bu, yeisden ileri gelir.Köpek üzerinden işlenince insan muamelesi yapıyor da ,çobanlık eder değil mi köpek? Terbiye görür çobanlık eder.Av köpeği,köpek olması dolayısıyle avladığı şeyi getirir sahibine ama içi titrer yemek içün.Fakat o terbiye esnasında geçirdiği devrelerde bir tazyikler vardır.O tazyikler gözünün önüne gelir sevki tabiisiyle katiyyen ilişemez.Köpek bunu yapıyor da insan niye yapamasın.Ne kadar aşağı olsa  ondan aşağı değil.Anlatamadık mı acaba?Yeise düşüyor,hakimane istifadeyi ,hakimane irşaddan bir istifade olacağına itikad edemiyor.Vazife olsun olmasın yapmakla mükellef.Hesabın izalesi esbabına tevessül etmeyi hatırına bile getirmiyor bu günkü beşeriyyet.Halbuki Beşerin Fahri Ebedi’si şöyle bir düstur kurmuştur;Men rae minküm münkeren.Felyugarrihu biyedih feinlem yestatiğ bi kudretihi felyugarrihu bi lisani feinlem yestatiğ bi kudretihi felyugarrihu bi kalbi ve zalike edaful iman.” İnsanlık aleminin,vicdanların ,marifetlerin, hakikatlerin,muhabbetlerin,kalblerin,cemiyyetin ,örfün kabul edemeyeceği bir çirkinliği gördüğünüz vakitte elinizle yıkınız.Buna kudretiniz yetmiyor lisanınızla yıkınız.Buna da kudretiniz yetmiyor o kadar acizsiniz kalbinizle yıkmaya buğz ediniz.Fakat kalbinize kadar iş indiyse inanmanın en zayıf sınıfında olduğunuzu da biliniz.İşte vazifeli olarak geldiğimizi beyan eden emir de budur.Binaenaleyh bizde yani ahlak mefhumunda “bana ne” yok.Bana ne yok.Buna ben bir  size bir mâna misali ile bir mâna vereyim.Bir defa daha söyledim galiba bir mi iki mi Lâ hayra fî kesîrin min necvâhum illâ men emere bi sadakatin ev ma’rûfin ev ıslâhın beynen nâs ve men yef’al zâlikebtigâe merdâtillâhi fe sevfe nu’tîhi ecren azîmâ (Nisâ,114) Lâ hayra fî kesîrin min necvâhum ; Allah diyor ki; sizin bol bol, çok çok münacatta bulunmanızla dua etmeniz,yalvarmanız “necvâ”ya bazıları fısıldamak mânası vermişler ama fısıldamak mânası burda geçmez,münacat, ey münacat tır o.Münacat manasına.Toplayamazsın nazmın aşağısı ile.Yani böyle münacatta,dualarda bulunmanız çok çok sizin için bir hayır teşkil etmez diyor.Şöyle bir meal çıkarayım;Bab ı İzzeti Celalimin huzurunda gelip münacatta bulunmayın ,yalvarmayın hayır yoktur.Ne kadar çok yalvarsanız hayır yoktur.Siz bir şey istiyorsanız bu münacatın kabul olmasını isterseniz illâ men emere bi sadakatin evvela sadakadan başlarsınız.Bu bizim burdaki sadaka dendiği vakitte filana beş kuruş ver,ötekine yüz kuruş ver berikine on kuruş ver o mânaya değil bu sadaka.Kalp namına ne verilmek lazımsa ortaya korsunuz.Maruf ile hallenirsiniz.Bakarsınız.Saydık ya marufu tekrar etmeyelim uzamasın. ev ıslâhın beynen nâs nâs içersinde “bana ne” yi kaldırırsınız.Bağlanırsınız insanların felahı hususunda men yef’al zâlikebtigâe ve bunları da siz orta yerden çıkmak şekli ile yaparsınız.Benim hoşnud olabilmekliğimi göz önüne getirerek yaparsınız.”Ben yaptım bakalım nasıl olacak” diyerekten değil.”Bundan, O hoşnud olacak mı” diye Anlatamıyo muyum acaba? Ondan sonra fe sevfe nu’tîhi ecren azîmâ  sen ne istiyorsun diyor.Sen istemesini de bilmiyorsun diyor.Öyle adi şeyler istenir mi benden diyor.Senin aklına gelmeyeni,kalbine gelmeyeni ,dimağında işlemeyeni,Benim şanıma ne yakışırsa onu Ben sana veririm.Fakat bu üç sıfatı sende göreyim.Buları görmedikçe hiç çalma kapıyı diyor.Bişey anlatamadık yine galiba.Masadımız işte o şey kelimesi “vazifeli” kelimesi.İnsan Hak ve hakikatı görmedikçe biraz zorluk çeker bu alemde.Doğrudur.
                                                                                              --/-
                                                                                              -6-

Ömer’i görmeyen Haccac ı zalime adil diye tapar.Ömer’i görmedi mi ne yapacak karşısında Haccac ı zalim var aman ne adil der tapar.Ömer’i görürse o vakit zalimi anlar,adili anlar.Bu misali niye verdim?Ebediyeti görmeyen bu alemi mihneti nimet sayar.Burası mihnet alemi kardeşim burda nimet yok.Bak gözünü kapa kaç yaşındasın otuzbeş,kırk.Koy ortaya bir şey .Hiç bir şey koyamazsın bir o kadar daha olacak yine koyamadan lüüp geçip gidicen.Niçin bir güzel bişeyle insan gitmesin.Neden gülerek gitmesin?Velededke ümmüke yebne ademe bâkiyen vennâsü havleke neyse mealini söyleyeyim gelmedi idbarı yedhaküne surura feched linefsike en tekune iza bekev fi yevmi mevtike ente surura geldi neyse. Yadında mı ey ademoğlu doğduğun günler,ağlar idin sen gülerdi alem.Öyle bir ömür geçir ki olsun mevtin sana hande halka mâtem.Öyle değil mi ya insan doğduğu vakit etrafındakiler yavrumuz oldu oğlumuz oldu ,kızımız oldu, ana baba hısısm akraba eş dost sevenler bir sevinç geçirir güler. O da ağlar.Geldiği alemden memnundur.İstmez gelmek.Nasıl biz burdan gitmek istemeyiz.Şimdi biz de hamileyiz doğurtacaklar bizi.Bakalım ebe nasıl gelecek sakat çıkartmazmış hiç.Hiç sakat çıkmak yok.Ölü filan.Olmaz mı? Baygın maygın yok.Dipdiri çıkarılır.Hazreti Ali öyle diyor. Velededke ümmüke yebne ademe bâkiyen vennâsü havleke yedhaküne mesrura feched linefsike en tekune iza bekev fi yevmi mevtike ve ente surura.Sen doğdun, etrafındakiler güldü.Fakat gidişin,gelişin gibi olmasın.O kadar çok çalış ki,sen giderken gül ,etrafındakiler ağlasın.Aah kaybettik desin.Sen de güle güle göreceğini gör.Onun içün bazı ölenin yanında bulunun büyük ibretler vardır. Hani bazısı der ki ölü ismini konuşma niye konuşuyorsun? Ondan büyük zevk var mı ölü ismi konuşuyorsun.Ölen esas itibarı ile zalimdir,haindir,hayvandır.İnsan ölmez.” El müminun la yemutun bel yunkalun min daril fena ila daril beka” İnanmış olanlar,insanlığa hizmet edenler,kırık kalp yapanlar,daimi surette ne bileyim,iki cümleyle ifade edelim.Kudret ‘e karşı ta’zimkâr,mahlukata karşı merhmetkâr olanlar katiyyen ölmezler,elbise değiştiriler.Gavsu Âzam öyle der onun zevkini bilseler insan,başka bir şey konuşmaz ki der.Hep “beni öldür” der durur der.Ama bi öldür demek var şu hayattan bıkar o küfürdür o.O çok fenadır o.Aman onu derken insan sakın ölmesin cenaze namazı kılınmaz.Kudret’i kabul etmiyor demektir.Al benim canımı al diyor.Müdahale ediyor Allah’ın işine.o dakkada ölmüş olsa onun namazı kılınmaz.Ama bir de vardır ki,aaah ne vakit geleceğim sana maşevk ah hani Refik-i Âla demiş.O ayrı o.Hepimizin başına gelecek olan bi şey.O görürsün bazı külçe halindedir o.İki kişi zor kaldırır kafayı.Ben merak etmişim,çok bulunmuşum.Öyle bakarsın ki bir ağırlaşıyor bir tuhaf şööyle.Fakat ona bazen o kendi kendine dururken birden bire çevirir kafasını o sürat nerden geliyor .Böyle çevirir şöyle tuhaf bir nazarla bakar.Hatta bir tanesi ile ben bir mübahasa i diniyyede bulunmuştum.Bir mâna mübahasasinde öyle imanım var ki o söylediğim noktalar ona öyle demiştim onları aynen görürsün tam o pencere açıldı onları gördü bana böyle eliyle işaret etti şöyle yine birden bire kafayı çevirdiler .Söyletir mi? Esrar ı hükümet i Sübhaniyye meydana çıkar mı? İnsan,dünya hükümetlerinden bile bir hükümetin sırrını meydana verse idam ederler,ya bütün mevcudatın Hükümet i Rabbanisi olan Allahü La ilahe illa hüvel hayyül Kayyum. Hükümet i Sübhanisinin sırrı meydana çıkar mı? Tepelerler adamı.Ama işte o bilmiyor son anda böyle çağırdı üç sefer tam bir şey söyleyecek yine birden bire ondan sonra yürüdü geçti gitti.Ama nasıl gitti bilmem.Çok ibret alınacak şeyler vardır.Kuzu gibi oluyor o vakit adam.Hiç bi şeysi kalmıyor hiç.O  ne ceberruti seda ne bileyim ben o hususi eda,ne ense pozu,ne bilek pozu ,ne burun şişmesi hiç bişey yok.Kaşlar maşlar tamamen silik.Tahtanın üzerinde,kaçma kaçma hiç kaçılacak bişey yok .Korkarım diyor.Ne korkacaksın.Nefsi vücudunda iken kork.Kork.Nefsi çıktıktan sonra ne korkuyorsun.Nefs gitti.Kötülüğü yapan nefstir.Ruh da yapmaz.Nefs çıkmış ne korkuyorsun.Aman ben o odaya giremem .Girersin girersin .Gir,gir o odaya gir alış.alış ne yapacaksın.Giremem olur mu? Vefasızsın o anda sarıl boynuna giderken.Onu mu icab eder.Aman korkarım vefasızsın.Ya vefasızlık işareti,ya şımarıklık işareti başka bir şey değil.Biz de vardır ya öyle.O başka bir hal almazki,başka ne hal alacak?Zaten acz tahakkuk etmiş.Yıkanırken bi gör de bak.Heey dersin ben de bir gün böyle ha? Aman,böyle mi acab dersin.Öyle.O sert seda filan gitmiş.Baş,tekrar o tarafa çevirir düşer.El kendi kendine kalkmaz,kaldırır pat der düşer.Hepsi bitmiş.Bunlar hepimizin vücudunda tatbik olunacak şeyler.Bunlar tatbik olunmazdan evvel bir kırık kalp satın alalım.Ne yap yap al bir kırık kalp.Gizli al. Gösterme.Her mücevherini göster,bütün zinetini tak takıştır fakat aldığın kırık kalbi filan sokaktadır, filan mahallededir,filan yerdedir.Senden başka sen dahi bilme.O kadar gizli olsun.Öyle bir kırık kalp bul al.Bulabilirsen al.Bi de insan yetiştirmeye gayret et bi tek insanı.O çok olur başka ama bi tekten başka bi tek sonunu getirmek şartı ile.Bi tek.Gayet de zordur ha.Men ale cariyeteyn ene hüve ha keza ve zamme eshabia.İki kimsesiz kimseyi yetiştirip cemiyet içersinde şahsiyet verdirebilirse .Bu tabir bana bu gün geldi.Bu çok bozuk bi iş ben bunu dedim hiç konuşmadım onun için bu gün bunun üzerinde biraz durdum.Daha duracağım sağ kalırsam inşallah.Böyle iki tane kimseyi diyor şöyle şöyle.İkimiz ebediyet aleminde darüsselamda yan yana duracağız.Böyle bakmış herkes.İyi anlaşılsın diye ve zamme eshabia mübarek parmaklarını böyle birleştirmişler.Böyle böyle demiş.Anlıyo musunuz demiş böyle.Bir sual çıkar.E Milyonlarla insan böyle çıkar bunların hepsiylen yan yana nasıl olur?O zat ı âlanın hakikatını idrak ederseniz nasıl olduğu anlaşılır.
                                                                                              --/-
                                                                                              -7-

Hakikat.Bir hakikat ı maneviye i Ahmediyye var.Hadi size söyleyeyim bari bilmek ister misiniz? Tamamen zevke giriyoruz hadi bakalım ben de yavaş yavaş demlendim.Vakit olsa daha çok konuşurum amma vakit yok artık.Sizin de vaktiniz yok.Üveys isminde bir zat ı âli vardır.İşitirsiniz.Veysel Karâni derler.Çoban bu zat.Fakat nasıl bir zat ise Fahri Alem, Ömer gibi bir zata ,Ali gibi bir vasiyi nebi’ye sırdarına “Onu bulun O size dua etsin,siz amin deyin” öyle bir zat.Üveys.Bir sefer gelmişler Mürebbi i Ukul Hazretleri’ni ziyaret etmeye bulamamışlar.Sureti itibarı ile bulamamışlar,gitmişler.Fahri Âlem gelmiş,gelirken “çok büyük bir ziyaretçi geldi bize” demiş.Sormuş Hazreti Âişe’ye; “böyle bir zat geldi.”hayrul zuvvar menlem yerav mezur” Ziyaretçinin hayırlısı ziyaret edeceği kimseyi gidip de bulamayandır.diye bir rütbe vermiş.Bazen Yemen tarafında o buy-ı  Rahman geliyor dermiş.Nasıl tarif edeyim böyle bir insan.Bir sefer daha gelmişler Fahri Âlem’i ziyaret için o vakitte Sultan ı Resul Âlem i Cemal’e gitmiş ahirete.Bütün eshabı basafa oturuyor birden bire içeriye girmişler sormuşlar “içinizde kim Resulullah’ı gördü?”Herkes bakıyor,sual abes.Biz gece gündüz beraberdik.Onlar taaccüplü bakışları esnasında suali Ebubekir’e tevcih etmiş.”Siz nasıl gördünüz” demiş.Başlamış anlatmaya; işte filan yerde..malum ya insanın çok böyle nazik noktalardaki hatıraları olur.Beraber şöyleydik,filan yerde böyleydik,filan yerde şunu bana dedi, ben ona şunu yaptım.Çok doğru söylüyorsunuz demiş.Diğer bir zata sormuşlar.O da anlatıyor fevkalade.Gayet güzel söylüyorsunuz .Üç beş kişiye sorduktan sonra Hazreti Ali’ye dönmüş.”siz nasıl gördünüz” demiş.Vallaha demiş fethi Mekke günü idi,Harem i Şerif’e girdik.Putlar asılı idi .”Onları indir” dedi.Uzandım yetişemedim.”Bin omzuma da indir” dedi.Dedim efendim teeddüb ederim Siz bininiz,siz indiriniz.Tebessüm etti “çeker misin” dedi.”Çekebilir misin” dedi.Bir murad ı hususi var diye edeben cevap vermedim.”Hadi bin çık da indir” dedi.İkinci emre tav’an bindim.Birden bire başımı uzattığım vakitte bir hâlet geçirdim.Öyle bir hâl.Bakıyorum âlem i arş .Arşı tamamen vehsi saadet kaplamış.Başka mevcut yok.Hicâb ettim biraz önüme doğru bakıyorum.Dünya seması değil,dünya semasının haricindeki bütün bilinmeyen sizlerce malum olmayan semâvat kaplamış.Sadr ı saadet kaplamış.Biraz daha sıkıldığım önüme baktığım vakitte arzı da kadem i saadet kaplamış.Böyle gördüm ben tecellide Üveys’de “Ben de öyle gördüm” demiş çıkmış.Şimdi bu zevki edindikten sonra vezamme eshabia böyle göstermenin mânası biraz anlaşılır gibi gelir.Bilmem. Öbür tarafı zevke bağlı.Belki bir itiraz nakli olur zevke bağlı dedin de bir hissi bir söz gibi gelir .Birisi diyebilir buna.Hayır diyemez.Niye diyemez? Evet diyemez ya.Ben şimdi ona maddi bir misal veririm. Diyemez.Dokuz yaşında on yaşında bir çocuk ,alır bir roman okuyor içinde “cima” kelimesi geçiyor.Buluga ermemiş bir çocuk “cima” gelir sorsa birisine ki ben bunu anlamadım bu “cima” ne demek?Kim anlatabilir ona onu?O buluga erer,o hâl onda tahakkuk eder cimanın ne demek olduğunu o vakit anlar.Bu mânada da böyle buluga ermek şarttır.Anlatabildim mi acaba?Bu günkü konuşma bu kadar yeter.



























0 yorum:

Yorum Gönder

 
Şemseddin Yeşil - Tüm Hakları Saklıdır..
Designed by CruelKeSh | 2017