Kaset 166
09/09/1962 (Düzenlenmemiş Metin)
Ahlak mevzuu üzerinde devam etmekte.Her
konuşmada tekrar ettiğim gibi mevzu,iki mühim esasa ayrılıyordu.Biri,vazifeden
doğan ahlak,diğeri de aşkdan doğan ahlak.Vazifeden doğan ahlakın menbaı akıl,aşkdan
doğan ahlakın da mastarı kalp olduğunu izah etmiştik.bir de aklı,kalbi,vazifeyi
birkaç suretle tariflerini de yapmıştık.Ahlakın bahsetmiş olduğu aşkın,romanda
okunan manasına olmadığını ve o incelik anlaşılmadıkça makamı insaniyete kadem
basılamayacağını uzun uzadıya anlattık.Manaya yaklaşmadıkça,yalnız maddiyatta
kaldıkça akle tamamen huzurun temin edilemeyeceğini uzun boylu izah
etmiştik.Zira,mana,ahlak,hislerle aklın tarafındaki taarruzu kaldırır
birleştirir.His , iradeye daha yakin olduğu içün ekseriyetle aklı mağlub
eder.Akıl mağlub olunca zulüm başlar.Bilmem anlatabiliyo muyum
acaba?Mana,ahlak,akıl ile ihtisasatın taarruzunu birleştirir.Taarruzunu.Bunun
ikisi birleşmeden vahdet i vicdan olmaz.Vicdanlar birleşmedikçe,cemiyette
nizam,intizam olmaz.Zayıf,kaviden hakkını alamaz.Zayıf,kaviden hakkını
alamayınca ne olur? Zulüm içersinde yüzer.İşte o vakit insanlık çöker. Demek
oluyor ki ahlak, evvela insana insan olduğunu beyan eder.Ona ait bir sıfat.ona
ait Hak’kın bir … seviyesi .Tabi bu bir kayıt,fakat insani bir kayıt .Bunun
düşmanı çok olur. Kolay kolay yaklaşmazlar.Nefsine ait olan kapıları
kapar.Kapayınca beşer isyan eder.İstemez.Bunu kabul edebilmek içün insanda aşk
denilen bir cevherin,mananın tecellisi şarttır.O tecelli ettiği vakitte marifeti
nefis başlar.Yani kendi aslını bilmeklik .Bir adam kendisini bilmeden,ne kadar
malumat varsa onların hepsine sahip olsa yine cahildir o.Evvela kendini
bileceksin.Onun içün mana ilimleri de öyle demişlerdir.Marifet i Hak, marifeti
nefse bağlıdır.Kendisini bilmeyen,Hak’kı kattiyen bilmez.Marifeti Hak. Marifeti
Hak olursa, Hak marifeti başlarsa,senlik,benlik kalkar.Senlik,benlik varken Hak
bilinmez.Hak da bilinmeyince ne olur? İnlemek başlar insanlarda.Bir daha
söyleyelim burayı.Marifeti nefis.Mesela mana ilminde şöyle tarif ederler; “Men
arafe nefse, fakat arafe Rabbehu” nefsini bilen,Rabbini bilir.Kendisini
bilen,Rabbisini bilir.Kendisini bilmeyen ,Rabbini bilemez.İşte biliyorum ya
kendimi,bu gün tartıldım yetmişsekiz kilo geliyorum,buğday renkli, ela gözlü,şu
renkli saçlı, yok canım.Sen o değilsin ki.Bunları uzun boylu anlattık.İnsan.
Öyle diyorlar, kendisini görebilmek.O ne biçim gözdür ki, bakar da göremez der.
Mevlana. “O ne biçim gözdür ki bakar da göremez” Kemiğe aşık olur. Öyle diyor,
Sen hangi sınıf mahluksun? Bakıyorsun,göremiyorsun. Basar ve basireti yok olan
kimsenin ,Hak ile batılı farkta hükmü yoktur.Bir insan ki, basarı da
yok,basireti de yok .Mana ona insan nazarıyla bakmaz.Zira o görmek
demek,batılla Hak’kı ayırmak demektir.Görmek demek, şu camdır,şu taşdır ,şu
bardaktır o değil o. Onu hayvan da görüyor.İnsani göz.Anlatamıyoruz galiba?
Değil mi ya? Köprünün üzerinden görürken bir hayvana binersin gidersin o senden
önce görür durur orda.Kudret’in, mananın bizden görmeklik için ayırdığı verdiği
bir hususi göz var ki, o göz, Hak ile batılı gören gözdür.O göz kimde yoksa,
herhangi bir kimse ki Hak ile batılı görmez ona ahlak henüz insan demez. Hak
ile batılı gözü yoksa.Evet şu camdır,şu tahtadır,bu halıdır,ötekinin boyu
uzundur,berikinin sen eşyayı .Hak ile batılı görene insan denir. Orada Mevlana
ağaca söyler.Demek ki kızmış,neye kızmış? Kudret seni insan yapmış da sen niçin
insanlıktan istifa ettin diyor.Yazık günah değil mi? Mevcudat içersinde sana
kıymet verdi,ilminde tuttu,bir çok devrelerden geçirtti,nihayet imzasını sana
bütün mevcudat içersinde nasıl ki bir sani,en güzel masnunun üzerine imza
kor,Sani i Hakiki de seni bütün mevcudat
içersinde pek nazdar,pek niyazdar ,pek nazanin,pek nazlı olaraktan kendisine
seçerek meydana getirdiği halde ve imzasını da senin o güzel yüzüne vaz ettiği
halde,bilir misin bu yüzde ne iş vardır? Bu yüz,hiç zulme divan durur mu? Bunun
mesuliyeti ağır olur. Hiç bu yüz,ah ile lekelenir mi? Hiç bu yüz,hıyanetle
süflileşir mi? Neden? Kudret,her eşyayı yaratırken,onu bizatihi
yaratmamıştır.Fakat insanda Zatı ile tecelli etmiştir.Ve orada tenezzül ediyor
da iki ellerimle yaptığım insana sen niçin boyun kesmedin diyor.O emir her gün
tecellidedir.O tatil olmamıştır. Ona böyle zihninde bir zaman verme,öyle bir
zamanın vücudu yok.O emir her an yerindedir.Sen,neden Ben iki elimle yapmış
olduğum imzamı koyduğum insana neden boyun kesmedin de ,insanı yıkan kimseye uşak oldun sen diyor.
Her an tecellidedir o.İnsanın büyük kıymeti var,işte onun içün diyor ki;Mevlana
kızıyor, aya köpek değilsen neden kemiğe aşık oldun, İnsanlığı bıraktın
da?Niçin sülük gibi kan içmeye müptelasın?Ya sen insan diyerekten meydana
gelmişsin,köpek siret olmaya idin,yalnız tenini mi beslerdin? Nerde canını
beslemeklik? Onun için olamadın sen.Yalnız bedeni hazlara mı aşık olurdun köpek
siret olmasaydın?Mevlana öyle diyor.Kan mesabesinde olan haramı mı yerdin?Haram
ne demek yani ya? Bu tabir bu, maddi bir tabir değil.Maddileştireyim ben sana,
haram demek;herhangi bir şey ki bir insanın bedenine ,edebine, ahlakına
,manasına zarar verir,ona haram der.Anlatabildik mi acaba?Ölçü bu.
Bakarsın,bu şey benim bedenime zararı var
veyahut mânama zararı var veyahut ahlakıma zararı var veyahut edebime zararı
var.Yasak.Onun içün der ki, insan ol.İnsan ol da insanın da bir aydınlık sınıfına gir. Suret itibarıyla
insan olup da, henüz manası tam insan olmayan, “Allah” der . “Allah içün”
demez. Nan içün der,sıkıldığı vakit der.Şan içün der,bir madde kor der.Fakat
tam insan,Allah’a , Allah içün “Allah” der.Acaba anlatabildim mi?Bir imtihan
edelim kendimizi, çok zor. Ölçüsü var mıdır bunun? Vardır. Eğer, Hak’kın, Allah
lafzının şan ve azametine kişi alim olursa,onun büyüklüğündeki mânayı
tadarsa,onun nazarında az,çok kalmaz.Eğer nazarında herhangi bir kimsenin,az
veya çok denilen bir mefhum kalmamışsa o “Allah” dediği vakitte, Allah içün
demiştir.Ve illa geda mertebesindedir.Tabi burası biraz,bu gün zevkim var
da,mevzuun zevke taalluk eden kısmı biraz. Daha şöyle olgunca.İnsan istemez mi
daha olgunca? Tabi güzel şeyler,evvela zor olur.Fakat içine girdikten sonra da
zorluk,kendiliğinden kalkar.Kendi kendine kalkar.Evvela zor olur.Geçen
konuşmada söylediğim gibi; mânaya ait olan ahlakçılar derler ki, ve o ahlakın
tarifinde,o beyanda şöyle zikreder; hüner darrüsselama girmekte değil, ne demek
darrüsselam?yahut bunun şöyle bir örfün kullandığı bir tabiri kullanalım
“cennet gibi yer” deriz.Ne demek cennet? Konuşmaz mısın? Evvela bir insan tam
ahlaklı olabilmesi içün,yani ahlakın zevkini alabilmesi içün,muhasebei nefisle
yaşaması şart.Muhasebei nefisle yaşamaya başlayınca,hubb ı gayr kıyası nefis çıkar.Ben
size bunları anlattım.Bu gün azıcık daha açıyorum.Cümle halinde veririm,bazen
böyle münasebet gereğince açarım.Hubb ı gayr.Daha türkçeleştir.Biz, çok güzel
konuşan bir milletizdir.Bizim darb ı meselimiz her millette bulunmaz.Çok güzel
konuşuruz.Hatta bazı lisanda terceme bile edemezler,yoktur karşılığı.Öyle mi,
evet.Mesela, “kuvvet Hak’tadır. Hak,kuvvette değildir.”bunun tam tatlı bir
tercemesini hiçbir lisanda bulamazsınız.Yapılır amma bu zevki vermez.Bu kadar
tatlı olmaz bizdeki olduğu gibi. Mesela gencin faaliyeti ,gençte bazen olacak
hatalar,onların mazur görülmesi,işte “delikanlı” deriz,hiçbir lisanda yoktur.O
ne kadar tatlı bir tabirdir “delikanlı” anlatamıyo muyum yahu? Köklü bir millet
olduğumuz içün zengin, her şeysi zengin,bol bol var. Gelmez karşılığı,o tadı
vermez. Yaparsın tercemesini ama bu zevki alamazsın.Bu “delikanlı” tabirinin
zevkini bulamazsın.”Hak, kuvvette değil, kuvvet, Hak’tadır.”Yapılır, fakat bu
tonu bulunmaz. Bu eda bulunmaz. Bu şakraklık olmaz. Nerden girdim buraya?
Unutturuldum. Hatırlatın bakayım. Bunun bizde tatlı bir karşılığı vardır
dedim.”Evvela canan,sonra can” deriz biz.Ama bazen bunu biz ters
kullanırız.”Evvela canan,sonra can.”Tabi burada biz,tam insandan bahsettiğimiz
içün bu günkü mevzuda,azimet taraflarını tarif ediyoruz.Allah içün “Allah”
diyeni tarif ediyorum.Nan içün,şan içün,şu içün, bu içün “Hak” diyenin tarifi
değil bu. Ona tam insan diyoruz işte.”Hazreti insan”.Deden böyle imiş,böyle yaşamış.Ve
bu zevk ile yaşadığı içün Romalıların sekizyüz senede, taht ı idarelerine ,taht
ı tasarruflarına almış olduğu hakimiyeti,o varlığı , deden seksen senede almış.
Tarih öyle gösterir. Ve o kahr ile yapmış, öteki lutf ile yapmış. Bi de ara
yerinde bir fark var. Kılıçları kına koyup,kınına koyup,gönülleri
fethetmek,dedenin şiarındandır.Tarihte hiçbir hasım görülmemiştir ki,kendi
ibadethanesinde düşmanına dua etsin “bunları burdan çıkarma” desin.Yok
tarihte.Yalnız dedende var.Anlatamıyo muyum?Ya. Medeniyeti hakikiye
sahibi,gönül fethediyor.O varlığa sahip olabilmek içün insan,ebediyeti kabul
etmesi şart.O ebediyeti kabul edebilmesi için,gönül aleminde terakki etmesi
şart.Terakki deyince size bir şey daha anlatayım.Bunu iyi dinleyin. Lazım
olur.Her fert,Kudret’in ayrı ayrı bir tecellisine mazhar olarak bu alem i
şuhuda geldiği içün,her ferdin fikrinde terakki ayrıdır.Anlatabiliyo muyum
acaba? Gayesine göre ayrılır.Bazı adamda öyle gayeler vardır ki o gayeler
hattızatında bütün kötülüktür. Onun için tedenni,terakki manasına
gelir.Binaenaleyh,bir cemiyette terakki edebilmesi içün,fertlerin,cemiyetin
heyet i umumisinin teneffüsünden almış olduğu huzurla,varlıkla,ilerlemeye
derler.Yoksa bir ferdin keyfi,ötekinin kendisine ait olan gayesi,berikinin
kendi kendine biçmiş olduğu şekil, o ,umumi terakki olmaz.Yine anlatamadık
galiba?Bazan tedenniler de, terakkiye kaydedilir.İşte ahlak,derhal Hak ile
batılı farkettiğinden dolayı,dur der. Mugalata yapma .Anlatabildim mi? Mugalata
yapma.Hak ile batılı farkedebilmeklik içün, evvela ebediyet denilen o manaya
gönül vermek ve onu ağız ile söylemek değil de kendi vücudunde ona müştak
olmak, o zavki tatmak şarttır.İşte o zavkin adına cennet diyorlar.Anlattım mı?
O zevkin adına cennet derler.O zevkten mahrum olup da, yok oluyorum hasretinde
yanmanın adına da cehennem derler.Şimdi o zevk i cennettir,binaenaleyh ahlak
der ki; cennete girmekle değil iftihar, cennet sana nail olmakla iftihar
etsin.Ben, buna sahibim diye övünsün.Fuzuli bu işin farkına varmış.Tabi varır
büyük adam o.Cennet i irfana dahil
olsalar uşak yarınki vaadolan huri,gılmanı neylerler.Anlatabildim mi acaba?
Ne kadar söylüyor; Cennet i irfana dahil
olsalar uşak yarınki vaadolan huri,gılmanı neylerler.Bunlar,bize hepsi
Kudret tarafından bol bol istediğimiz kadar,verilmesi hazırlanmış büyük manalar
,büyük zevkler,büyük varlıklardır.Talibini arar,ihlas ve vicdan arar.
Rıza ister, Rıza, ne vakit bir adamda hasıl
olur? Sabırdan sonra.Sabır mertebesi tekemmül etti mi rıza kapısı açılır.Sabrı
size ben kaç kısıma ayırıp anlatmıştım üç beş konuşma evvel.O tekemmül etti mi
derhal bab ı rıza açılır.Rıza açıldı mı gönülde keder kalmaz.Razısın kederin
neden olacak?Bizim inlememiz rızaya ait olan bilgimiz,zevkimiz olmadığından
dolayıdır.Ne kadar inlesen,ne kadar kederli olsan senin dediğin olmaz. Sen
kendi dediğinlen,”ben ona kendimi razı
ettiririm” dersen olmaz vallahi.Yürü öyle bir şey yok. Kurmamış öyle bir
adet,yapmamış .Senlik benlik olduğu müddetçe olmaz o.Sırrı tevhid i Hüda’yı etme ifşa müşrike anlamaz onu o kim der benliği ile sen ve ben Bir daha okuyayım
hafızanda kalsın; tevhid i Hüda’yı etme
ifşa müşrike, anlamaz onu o kim der
benliği ile sen ve ben.Terk i variyetle söylesen erini erini len terani
demez ol yar hüveyda görünür. Terk i variyetle söylesen erini erini len terani
demez ol yar hüveyda görünür.Belki içimizde bunun zevkini
anlatayım.İsteyenler olur.Açayım biraz.Cenab ı Musa, sırrı aşka müptela o
Kelimullah, “erini” dermiş.Manası bunun türkçesi,”göreyim seni” Göster bana
kendini,göreyim.Maşukundan aldığı cevaba “len terani” göremezsin beni. Kattiyen
göremezsin beni. Şimdi diyor ki, bunu göreyim dediği vakitte, o tecellide Musa
kendisinde bir vücut görüyordu, o görmüş olduğu kendi vücuduyla beraber onu
görmek istiyordu.Anlatabildim mi acaba? Ona işareten diyor ki; terk i variyetle
söylesen erini erini.Sen orta yerden çıkarak kendin olmaksızın göreyim desen
“len terani demez ol yar” o maşuk u hakiki “göremezsin” demez, hüveyda görünür
,apâşikar görünür.Anlatabildim mi acaba?Diğer bir hakikat ehli de der ki ; Ne
saadet len terani için Kerim eftur nevmiden, nemek perverdei aşkam zebani nazmi
idi alem. Bu da çok tatlı, Ben aşk sahrasının çocuğuyum,oranın ekmeği tuzu ile
büyümüşüm. Maşuk’un göremezsin sözünden ,görürsün manasını çok iyi anlarım.Biz
şimdi yine gelelim mevzuumuza; Demek oluyor ki ,gerek vazife,gerek aşk,aşkın
bir parçasını anlattık,romanda okunan aşk manasına değil.Marifet i nefs.Marifet
i nefs.Şöyle kendi kendine kaldığın vakitte,şöyle hiç kalmaz mısın kendi
kendine? Hadisatın,deniz bile dalgalanır,çarpar,çarpar bazan şöyle
duruur.”kağıt gibi bu gün” dersin, “ne güzel duruyor” dersin.Bazan simsiyah
olur,böyle gelir şaak,şırraak, o dalgalar kendine vücut verirler,”ben varım”
diyerekten.Deniz güler,”ne sen varsın ne ben varım” der.Zavallı biraz kendi
kendine kabardı havalandı .Havalandı havalandı “ben varım” diye uçuyor amma bir
dur bakalım der. İşte bakarsın bir vakit gelir hiçbir şey yok.Ne köpük var,ne
siyahlık var.Onun adına onun içün dalga derler.Dalga.Hani bize derler
ya,”dalgada mısın ya” der. Dalga demek ,vücudu olmayan şeye hakiki bizatihi
vücudu olmayan şeye dalga derler.Bizim de bizatihi vücudumuz olmadığı içün biz
de bi dalgayız ya.Var mı bizatihi vücudun? Varsa niye ihtiyarlıyorsun?Neden
gitmek gider bu alemden gidersin. Kalsana.Dalga.Bizatihi vücudu yok.Öyle kendi
kendine kaldığın vakitte,malum ya insanın içindeki derya kabarması,o deryaya
benzemez.Bazen öyle kabarır kaç bin alemi toplar.Sen elli altmış kiloluk kan ve
kemik torbasının içersinde tek bir varlığım diyerekten mi yaşıyorsun?Tek bir
varlıksan,bazen kavga edersin kendi kendine ,bazen hoşuna gider,bazen gülersin
,bazen kızarsın,bazen hiç sesini çıkarmaz böyle somurtur oturursun.Çok fena
çabuk geçsin. O bâb ı rızaya hiç uğramayan adamlarda olur.Merdud insanlarda
olur,merdud .Felaket.Daima beşûş olmayı ister Kudret.Oluyor hepimizde Hak
affetsin.Oluyor.Artık nisbet dahilinde bütün bütün kaplarsa çok fena.Müşrik
demektir.Ya diyor ya,şurda müşrik dedi ya.Nerde okudum bu müşriği? Sırrı tevhid i Hüda’yı etme ifşa müşrike kendisinde
bütün karanlığı toplayan adama müşrik derler. Müşriğin çok manası
var.Müşrik,muhakkak Hak’ka tutmuş da bir karşılık bulmuş manasına değil ya?
Kendi vücudunda buldun birtane şirk i
azam, müşrik.Nen vardı ki elinden saldı?Hangi mertebeden aşağıya aldı?Var mı
hayatta iflas? Var mı?Var mı hayatta iflas?Öyle bir şey kaybetmiş misin?İlk
doğduğun gün,sineğini kovabilir miydin?Bi şeyini,ufacık bişeyini izale edebilir
miydin? Ne kadar düşsen,ondan aşağı düşmezsin,binaenaleyh iflas bu.Niye püf
yapıyorsun,niye üf yapıyorsun?Verir,alır.Geçen konuşmamda dediğim gibi,
alır,verir değil.Bizim bir şeyimiz yok.Vermiştir alır.Onun kolayı var diyor
ahlak,ver o iğreti şeyi,O nu al diyor.Faniyi baki ile değiş. Sırrı tevhid i Hüda’yı etme ifşa müşrike
anlamaz anı o kim der benliği ile
sen ben.Şirk.Kaç vücut var?Ordan
ayrıldık,buralara girdik.Şimdi bile öyle.Hem dinliyosun,hem muhakeme
yapıyorsun,hem bi yere gidiyorsun,bi yerinde doğru diyorsun,bi yerinde “nasıl
olur bu” diyorsun,”bu da bu kadar olur mu” diyorsun.Bir çok
veriştiriyorsun,tutuyorsun,tutmuyorsun.Zevkli tarafı var,zevksiz tarafı
var.Bunların hepsi,bir vücutlan olmuyor ki.Kaç tane vücut bir araya gelmiş,işte
o.Bütün kainatı muhitsin hülasa.O kendi kendine şöyle bir asude kaldın mı iç
denizin kabarmamışken,düşün bir defa kendini.”aah” de .Acaba neyim? Bende ne
vakite kadar bu gaflet kalacak? Ben ne vakit razı olacağım? Rızanın aslı,Hak’ka
itimat etmektir.Bütün işler,bu görülen hadisat,bütün e umurun cereyanı,halkın
rızası ile Hak’kın kazası iledir.Böyle gidiyor,böyle kurmuş.Teslim olursan,biraz
rahat edersin.Teslim olmak demek,yatmak manasına değildir ki?Bu iç alemini
kederden kurtarmak manasınadır.
Konuşurken de korkuyorum,”teslim ol” dedi
acaba yatayım mı ben ? yok.o manaya
değil.Anlatılması zor yerler. “Teslim ol “ dedi, e ben teslim ol.. yat manasına
değil.İçini ,kederden kurtar.Evvela,madden üzerinde dur.Bi defa bedenini tahlil
et.O bedenine var ki olan manadaki
tecelliyi tahlile başladın mı,kendi güzelliğini,kendin görmeye
başlarsın.O vakit,onu israf etmekten korkarsın.Bi defa bedenini tahlile
başladığın vakitte,gözünü israf edemezsin ki lüzumsuz yere.Çocuğun eline
vererek radyoyu niye oynatmıyorsun?Bozar,diyerekten.Sen eğer bedenini tahlil
etmemişsen,bu bedenin çocuğusun,bozarsın bunu sen.Bozulur bu.Başladın mı
tahlile,başlarsın kulağını,lüzumsuz bir şey işitmezsin ki.İstemezsin
ki,kullanmazsın ki …Birer birer başladın mı tahlile,ondan sonra, bu kaba iş
dersin,herkesin bileceği bir iş,iyi ama buna gelen cereyanı bir
anlayalım.Cereyanı anlayalım.Heh, onu anlamaya başladın mı tutuldun.Ondan sonra
artık korkma.Ondan sonra başlarsın. Bilmem
neye, aşıkan utansın.Biganeyi aşk olan utansın.Sevmekle beni utan
diyorsun,sevmekse suçum cihan utansın.Dersin.Bir şey yok.Her şeye sahip
olursun.Deden de öyleydi ya.İlme mevzu verir,sanata model verir.Fikir,Maverayi
akıl .Şeyler tamamen dolu.Akıl tıkanıyor,akıl tıkandıktan sonra aşka müptela
sıkıyor..Deden,nenen .İşte onun içün derler ki, ahlaklı insan,yalnız alim değil
,yalnız mütefennin değil ,bunun ikisinin fevkinde bir insanı kamil .Aklına mahkum
değil,hani vardır ya bazı bazı insan,
“amirim vicdanımdır, hakimim aklımdır” der.O çok zavallıdır o. Sonra bakarsın
birden bire tökezler.”hepsi boşmuş” der.Eğer kibri nahveti varsa içinden kendi
kendine der kendini yer .Biraz insafa gelmişse, “aldanmışım” ben der.”Sakın
benim gibi aldanmayın” der. İkinci Sultan Mahmut öyle demiş,İkinci Sultan
Mahmut, ölürken, çocuklarını çağırmış,O inkılapçı bir hükümdar ya,soruyor,
söylüyor; Ben gençliğimde makam ı hükümdariye getirilmezden evvel,aklıma o
kadar güvenirdim ki zekama,satanetime ,kiyasetime ,siyasetime, o kadar
mağrurdum ki, Kudret, eğer beni bir gün kısmet olur da oraya getirirse, ben
neler yaparım,neler yaparım ,neler yaratırım,neler yaratırım.Eh, Kudret, beni
oraya getirdi,ben o keskin aklımı kullanmaya başladım,nereye kullandım karşıma
sarp bir kale geldi vurdum kafamı o değilmiş düşdüm,oraya fikri yordum sarp
dedi tekrar düşdüm ,oraya vura, buraya vura nihayette gidiyorum demiş.İşte beş
on dakkalık sayılı nefesim kaldı zannedersem.Size bir tek vasiyyetim var;
haksız hiçbir şey yapmayın.O güvendiğiniz her hangi bir şey,.. putesi içersinde
eriyip gidiyor,hiçbir şey kalmıyor.Öyle demiş. Hele fukara kalbine ilişmeyin.
Fukara kalbi,dilenci manasına almayın.Onlar çok zengin insanlar.Ahlakın tarif
ettiği fakir, dilenci manasına
değil.Ahlakın tarif etmiş olduğu fakir, Hak’dan maadasına zengin,Hak’ka karşı
fakir. Kırık gönüllü. Fukara kalbine her kim dokuna ,dokuna seyf. Hak’kın
kılıncı .Okuyamadım,hafızamdan çıktı ,dur getireceğim.Fukara kalbine her kim
dokuna,dokuna sinesi Allah okuna. Fukara kalbine her kim dokuna,dokuna sinesi
Allah okuna.Düştü yere her kim ki kıldı bize adavet kim derdi keşiz pir i
kazayız fukarayız.Dikkat olunacak bir nokta.Ahlak,ilkönce talim eder.Bu kainata
nazar ettiğin vakitte,hiçbir şeyi küçük görme,her baktığını,kendinde bulunmayan
yüksek bir sıfat ,Kudret tarafından giydirilmiştir diye bak.Çünkü onda büyük
bir sıfat olmasa gelmezdi.Bütün güzellikler,çirkinliklerin altına
gizlenmiştir.Sen cevizin yalnız yeşil kabuğunu görüp de ısırp da acıdır
diyerekten atma.Sabret, azıcık o tekemmül etsin,biraz olsun,o yeşil kabuk,tahta
kabuktan ayrılmaklık zamanı gelir.O biraz ayrıldıktan sonra onu atarsın,ondan
sonra tahta geldi diyerekten yine atma,biraz daha sabret ,tahta kabuğu
atarsın,onun içersinden bol vitaminli,altıyüz küsur vitamini bulunan ceviz
çıkar meydana yahu.Onu tutmuş Kudret, nerelere gizlemiş.İlk önce elini
boyar,üstünü boyar,leke yapar,çıkmaz.Lekesi hiç çıkmaz.Ondan sonra bir tahta
kabuğu vardır,onu da atacaksın.Ondan sonra bir de zarı vardır.Zarı da
çıkarırsan daha da güzel olur.Lüp derler ona değil mi? Demek oluyor ki, hiçbir
şeye nazar ı hakaretle bakmak hakkımız değil. Bir gün, kaç defa söyledim, fakat
tekrarında insana tembih olabilir.Bazı insan,bir söylenir uyanmaz,iki söylenir
uyanmaz,on söylenir uyanmaz,saati gelir rap diye uyanıverir.Uyku da öyle değil
mi ya? Dalgın yatıyor ,şöyle bir yaparsın ,”hımm” der,yine böyle yaparsın
“hımm”” yine bi daha”mm” en nihayet açar.Binaenaleyh demek ki
uyandırıyor.Uyanabiliyor insan.Bazen bir defa söylersin uyanmaz, bir daha
tesadüf eder uyanmaz,bir daha ..fakat bir gün bir hâli olur,uyanır.Bir netice
alır.Bir gün güzel bir bakışla bakar,değişir.Mürebbii ukul,Mahbubul
Kulub,Beşeriyetin Fahri Ebedi’si olan Zat ı Âli ile dostları bir gün bir sokaktan
gidiyorlarmış,(boşluk) gayet arifane bir ders verir,”ne de güzel dişleri
varmış” yani eşyanın kemaline nazar edin anlatamadım mı acaba?Hatta biz bile
şimdi şu halde ,şöyle tartıldığımız vakit,yetmiş seksen kilo, bunun yirmi otuz
kilosu ciyfedir.Sonra hepsi ciyfe olur,fakat şimdi halihazırda,idrarı
var,necaseti var bir çok çirkinlikleri var fakat bunlar bizim hiç bizim
nazarımızı celbetmez ve alakadar da değilizdir.Neylen? kemalati insaniyeylen
alakadarız,her birimizin yüzüyle alakadarız.Onun içün Kudret, bunun her gün
bize dersini kaçırmıştır.Siz,mevcudatın kemaline bakmakla memursunuz.Ama bizde
öyle mi ya?
Gıybet,ayıp.Bi kaç konuşma evveli söylediğim
gibi,ayıpları tahlil edenler,gaybları bilenden koku alamazlar.Kim bilir
gaybları? O. Bi şey koklatmaz.Ayıplarla meşgul olan bir camia,kalp birleşmesi
yapabilir mi? İttihad ı kulüb olabilir mi? Gıybetle meşgul olan bir
varlıkta,kalp muhabbeti toplanmasında imkan var mıdır?Halbuki kainatta,ittihad
ı kulübden müessir hiçbir kuvvet yoktur.Kalpler birleştiği vakitte, madde tesir
etmez haa.Zira o birleşen kalplerin sahibi Kudret dir. .. e uğratır.Deden
dövüşürken bazen, ilmen kendisinden çok yüksek insanlarla da dövüştü.Kendisi
birken, karşısında binler vardı.Fakat onların kalpleri,dedenin kalbi gibi
ittihad halinde değildi.Dağınık kalpti.küt derdi yıkılırdı.Sen şimdi topla
bakalım,kalplerin bir mi,ayrı ayrı mı?Ayrı ayrıysa çok acı.Ağla.Kainatta
ittihad ı kulübden müessir kuvvet tasavvur olunamaz.O ittihad, o
birleşme,zerreleri, afitab yapar,afitab.Neden? Kalp birleşince,Kudret’in
artık.. ne bileyim ben,orda doğrudan doğruya tasarruf,mutasarrıfı oluyor.O da
haşyetullah ile oluyor.Hak korkusu ile oluyor. (Kaçtır saat? ) .Birbirine
bağlıdır konuşmanın şeyleri.Dedik ki; birleşmiş kalplerden daha müessir
kainatta bir kuvvet olamaz dedik.E kalpler nasıl birleşebilir? Bir sual bu.Hadi
birleştir kalpleri bakalım.Nasıl birleşecek kalpler? Kalpler,ancak haşyetullah
ile birleşir.Başka bir ilacı var mı? Yok. Sahtedir. O birleşmiş gibi gözükür,
yalan aldatmak içündür.Zira haşyetullah ile münevver kalp olanlar,mecburdurlar
kalplerini birleştirmeye. İlk ders ordan başlar.Allah der ki ;”benden korktun
mu mecbursun kalbini birleştirmeye”O vakit,kalp birleşti mi,Hüda’dan maada ne
varsa batıl görünür. Hangi varlıkta kudrette Hak yok batıldır der.Ne güzel
söylemişler, “Mani i suturu kainatı
ezber et zira serapa hıfza şayan bir kitabı hayret eczadır. Okursan dide i iman
ile teslim edersin.Hüda’dan maada her şeyde butlan aşikardır. Bir daha
okuyayım bu da kendim için okuyayım.Zevkime gitti. “Mani i suturu kainatı ezber et zira serapa hıfza şayan bir kitabı
hayret eczadır. Okursan dide i iman ile teslim edersin.Hüda’dan maada her şeyde
butlan aşikardır. Nerde debdebeler,nerde tantanalar,nerde nemrutlar,nerde
firavunlar,nerde efendim o direkler üzerine şeyler, kuşlar yumurtatlatıp da
orada bir takım ahenkler yapan,nehirler üzerinde cennet kuran nerde
bunlar.Hepsi batılmış ki yok. Hak olsaydı dururdu.Anlatamıyo muyum? Ama Hak,
duruyor değil mi ya?İşte, Okursan dide i
iman ile teslim edersin.Hüda’dan maada her şeyde butlan aşikardır.Onun
içün,saltanat ister misin sen? Herkes ister,ben de isterim.İster misin? Butlan
olmayan tam bir zevki safa,gel gönül tahtında sultan ol. Gönül tahtında sultan
oldun mu,onun, onun tacı düşmüyor. Almıyorlar ondan.Gönül tahtında.Onun içün
hakir görme dedim ya ehli hakikat,daima, daima zahirdeki zayıf da olsa,
hakikatta büyükse, ona dünyanın kıymetiyle ölçerek kıymet vermez.Büyüğü,küçüğü
dünya ölçüsüyle ölçmez.Anlatabildim mi? Çünkü, dünya ölçüsü mahdud.Benim neremi
ölçecek? Boyumu ,gireceğim çukuru.Öyle değil o. O inceliği şurdan
çıkarıyorlar.Bir misal vereyim de, Mecnun demiş ki;Mecnun yani, şöhreti afak ı
cihan asıl ismi Kays. Leyli nin,Leyla’nın yani ya.köyünde dolaşan bir köpeği
görmüş,öpmüş köpeği.Nadan, ebul fazıl diyelim.Böyle yani,kendisinde bir şey yok
ta bütün failetleri toplamış gibi zanneden adamlar vardır.Birisi onu öperken
görmüş,yakışır mı demiş, yakışır mı? Öyle bir adi köpeğe nazarı muhabbetle
bakarsın.O ona cevap vermiş.Mecnun. zahir saati vermez ama vermiş.Sen safi
tensin yahu demiş.Safi suretsin.Sen safi suretsin,tensin sen ten.Bunu birkaç
konuşmadır söylüyorum biliyor musunuz? Yine hatırlatayım size,nasıl bu ceket bu
benim tenimin üzerine giyinmişsem,bunun, bununla böyle mülakatı var fakat, bu
ceket, benim bu tenimden agah değil.Bilmez benim bu tenimi.Bu ceket benim bu
tenimi bilmez,fakat bu bunun üzerine labis.Bu ten, bu ceketi labis,giyinmiş.Bu
tenin de canı vardır. O can da bu teni giyinmiştir.Bu ceket,nasıl bu tenin
elbisesi ise,bu ten de o canın elbisesidir.Nasıl bu ceket,bu tenden haberdar
değilse bu ten de o candan haberdar değil.Anlatamadım mı? İşte sen tensin
dediği,Mecnun’un o zavallı adama, “sen tensin yahu ,suretten ibaret.Noolur
şöyle biraz içeri gel içeri.Benim gözümle baksana,içeri gel dediği o. Benim
gözümle bak.Evvela bu köpek diye tahkir ettiğin varlık,benim Leyli’min
mahallesinin hadimidir.Düşünsene,ne cins bir mevcut ki, gelmiş de benim
sevdiğimin mahallesini intiab etmiş.Anlatamıyo muyuz? Biraz zevke taalluk eder
burası.Aşka taalluk.Gelmiş,benim sevdiğimin köyünü seçmiş. Mecnun ki Lailahe illa der idi,teklif i şuur eyleseler
la der idi.ol mertebe meşgul idi Leyla ile kim.Mevla diyecek yerde Leyla der
idi.Bunun manası hâşa Mevla’yı inkar eder manasına değil,Madem ki Hak’sız
hiçbir eşya yok,bu bu varlık bizatihi kaim mi? Değil.Bütün her zerrede Hak
mevcut,Fakat,benim nazarım gaflette olduğu içün,ben o zerreyi görürüm
de onda mevcut olan Hak’kı göremem.Leyli her zerrede o Mecnun, her
zerrede Hak’kı gördüğü gibi, bilhassa o zerrelerin hepsini onun Leyla’sı
topladığından dolayı,ona derlermiş ki,”gel aklını başına al” beladır.Ama sen
sakın bunu taklit etme,nasıl anlatayım ben sana? O öyle bir şey ki,ne vakit
taklit edebilirsin? Böyle şeyleri de anlatmak da biraz.. o şeyledir.Nasıl ilk mektebin
talebesine bir cebir muhabelesini yaptırırsa bir öğretmen,bir hoca,bir muallim,
Maarif müfettişi gelir,bakar der ki;müfredat
programında ne bu yaptırıyorsun? Ne olacak sonra bu çocuk? Onu sen
körlettin.Müfredat programında bu yok.Onun sınıfı altı sene sonra,sekiz sene
sonra.Şimdi manaya,zevke taalluk eden şeyler de öyledir.Ben sizi yetişmiş
zannederek konuşuyorum.Fakat bir misal vereyim de o teraziylen kendini
ölç,kendimizi ölçelim.Bu ne vakit denir?Bak şimdi ne vakit dedi bunu ona.Hâşa
Hak’kı inkar edip de bir maddeye tapan,bir öyle değil o.O manada değil.Söyleyim
mi ister misiniz? Vakit doldu ama.. Mecnun ,sahranisin oldu,Kays yani ,Babası
yakında, Öyle bir tecelliye mazhar oldu ki,vuhuhşut uyur.Hayvanatı vahşiye
feveran edenler,etrafında toplandılar.Benim etrafıma gelirse,beni parçalar.Seni
bilmem.Derhal parçalar.Hakiki insana,her zerre aşık olduğu içün,Mecnun’un
hakikatı meydana çıkmıştı,hayvanatı vahşiye de ona müştak idi, gider dizinin
dibinde yatardı böyle.Arslana baktığı vakit,kedi olurdu o. Sahib i nazar.
Saçlarında kuşlar oturur. ,sever onu ayrı bir iş. Gördüler,babasına
söylediler.Dediler ki; Yavrun acık bir halde ,sahrayı bayabanda.Evlat .Çıktı
aradı buldu.Kendi aleminde.Yaklaştı,başladı nasihat etmeye,bu kubbe altında
Leyla mı kalmadı?Neler istersen,o zannediyo ki böyle cismani,necisten hasıl
olmuş ,şehvetten..şehvet de iki kısımdır,bir kısmı mübahtır,bir kısmı
haramdır.Mübahı olmasa.. neyse onu bir
gün anlatacağım size.Bu ne oraya,ne oraya.Onlar değil bu iş başka.Bunun
farkında değil,anlatıyor işte .Benim diyor ömrüm tükenmek üzere,koca bir
saltanat ellere ,düşmanlara kalmak üzere,anlatıyor anlatıyor.Anlatırken,
“anlamıyor musun kimsin sen “ diyor.Babanım yahu diyor,kimsin var mı? Bu esnada
birden bire Mecnun’un kolundan bir kan fışkırıyor,bir damar böyle patlamış fışş
babasının yüzüne doğru .Bu esnada Mecnun rikkate geçerek rişsaz, neşterin aheste vur,zira Leylinin
kanı Mecnun’un azasındadır.Anlatabildim mi acaba? Meğer bir operatör tarafından
bir ameliyat yapılıyormuş Leyla’ya neşter vurmuş.O senelerce yıllık yerde ona
neşter vurulurken,Burdan Mecnun’un da aza.. onun vurduğu yerden aynen kan
fışkırıyor.Vücutta ikilik kalkmış. Anlatabildim mi? Rişsaz neşterin aheste vur,
zira Leylinin kanı Mecnundadır. Onun üzerine babası bakıyor. El Hak. Allahaısmarladık.Bana
dua et. Demek onun da irfanı varmış.Bu bizim bildiğimiz saha değil.Bu,bizim
bildiğimiz saha değil.Onun içün,Mecnun ki “Lailahe illa” der idi.Teklif i şuur
eyleseler,hani babası aklını başına al diyor ya,”La” der idi.Ol mertebe meşgul
idi Leyla ile kim .”Mevla” diyecek yerde “Leyla” der idi.İlk mıralan baş mısraı
birleştir neticede ne çıkar? Artık orası dursun hepsini söyleyecek değiliz ya.
Ama onun nazarında,başka mevcut yok.Şirke girme. Yanlış anlama.Bunlar gayet
tehlikeli yerlerdir.Firavun da “Enel Hak” dedi, Mansur da “Enel Hak”
dedi.Firavun “Enel Hak” dedi iblisin birinci sınıf rahlesine oturdu. Mansur
“Enel Hak” dedi,g,tt, Resulullah’ın dizine oturdu.Söz bir,neden öyle? Biri
manasından söyledi, ondan söyleyen Hak idi,biri nefsinden söyledi,ondan
söyleyen iblis idi. Anlatabildik mi acaba? İkisini birbirinden ayırmak,zorca
bişeydir.O ona öyle diyor.Sen diyor “tensin yahu,içeriye gel.benim gözümle
bak.Bi defa senin şu ,hakaret ettiğin köpeğin zevkine bak, zerafetine bak.Hangi
köyü,hangi kapıyı seçmiş?”O benim nazarımda,kainatın aslanlarının
üstündedir.”Şimdi bunu alıyor Mevlana diyor ki;bu cümleyi alır tahlil
eder,Mevlanaca, dikkat edin der .Buradaki incelik ehli hakikat ne kadar
zahirden zayıf da olsa,ehli dünyanın fevkinde kılarlar o insanı .Anlatabildim
mi? Ne adam,hakikata,manaya asla sahip bir varlıksa, zahirde cemiyette ne kadar
zayıf olursa olsun,o ehli dünyanın fevkinde bir varlıktır derler.Bu gün asıl
konuşacağım şeyleri,size konuşamadım.Mevzu buraya girdi.İnsanı tarif edecektik,her
vakit ettiğimizin haricinde bir tarifini yapacaktık,kalp birleşmesinin
ilaçlarının bir tanesini söyledik,diğerlerini söyleyecektik,fakat sağ kalırsak
,kısmet olur gelirsek söyleriz.Bu günkü konuşma bu kadar yeter.
0 yorum:
Yorum Gönder