128 (07.10.1962) 60dk (169)
Mevzû başlıca iki esâsa ayrılmıştı; birine vazîfeden doğan ahlâk,
diğerine aşkdan doğan ahlâk tesmiye etmiştik. Vazîfeden doğan ahlâka menşe,
anne olarak akıl; aşkdan doğan ahlâkın da menbaı kalb olduğunu söyledik.
Bunların izahlarını yapmıştık. Yine tekrar edeceğiz bu izahları.
Gerek vazife, gerek aşk… Tabi buradaki aşk, romanda okunan aşk mânâsına
değil. İnsan; sessiz sözsüz, bizsiz sizsiz, konuşan mânâsıyla baş başa kaldığı
vakit, kendi aslı arasında bir araştırma başlar.
Ben kimim, der. Nereden geldim, der. Nereye götürüleceğim, der. Gelmemde gitmemdeki gaye nedir, der. Gelirken sormadılar, götürürken sormuyorlar. O hâlde bendeki mevcût kudret acaba benim midir, der.